31 Aralık 2011 Cumartesi

2012 Listem

Yeni yıl geldi. Daha önceleri kendi not defterime yazdığım yeni sene listemi bu sene blogumuza ekmeye karar verdim. Eğer iyi bakıp, kollarsam, suyunu, güneşini eksik etmezsem meyvalarını kısa zamanda yemeye başlayacağımıza inanıyorum.

27 Aralık 2011 Salı

İlk diş kontrolü

Fazla söze hacet yok. Doruk ilk kez dişçi koltuğuna oturdu. Ama Doktorumuz o kadar şeker, o kadar oyuncuydu ki Doruk doktorda olduğunu anlamadı sanırım.

12 Kasım 2011 Cumartesi

2011 Kurban Bayramı



3 gün geç de olsa 2011 kurban bayramımızdan bazı kareler koymak istiyorum blogumuza.

7 Kasım 2011 Pazartesi

Çişşşş 3


Evet çiş durumunda  en son Doruk'un sinyal vermesini bekliyoruz da kalmıştık. 21 aylık oğlum 2 kez kakasını yaptıktan sonra poposunu tutarak geldi ve "kakka" dedi... Sinyaller geliyor bence... Bu sabahta yataktan "kakka, kakka" diyerek kalktı. Ama "klozete oturalım, kakaları yerine koyalım." dediğim de kabul etmedi. Büyük ihtimal karnı acıktığı için, karnından gelen gurultuyla, kaka arasında bir bağlantı kurdu ...


Küçük Prensim 21 aylık

Kurbağa popo!













Benim canım oğlum 21 aylık oldu. Artık eskisi gibi gelişim verileri tutamıyorum. Çünkü artık kendi başına, ortamına, arkadaşlarına göre bir gelişim eğrisi var. Bunu ne biz, ne de doktorlar tahmin edebilir.

1 Kasım 2011 Salı

Şahane bir hafta geride kaldı...


Geçen haftamız rüzgâr gibi geçti. Doruk'un büyüme hızına zaten yetişemiyorum artık ben. Her sabah kalktığın da genç bir delikanlı kalkıyor artık yataktan sanki.

17 Ekim 2011 Pazartesi

Montessori için harika bir bilgi

Bu hafta sonu "Tuvalet eğitimi" için Iraz Toros Suman'ın eğitimindeydim. Harika bir eğitimdi bir sürü şey öğrendik. Eğitimin haricinde Iraz harika bir insan.

Tarihe Not - 1

Doruk son 1 haftadır ne zaman bu arabanın reklamını görse kıyameti koparıyor. TVyi göstererek kızıp söyleniyor. Bu arabayı istiyor, anlıyoruz. Araba olarak mı? yatak olarak mı? orayı anlayamıyoruz. Ama tarihe not olsun. Her iki türlüde bu şey bizim eve gi-re-meeeezzzz.... Korkunç çirkin ve saçma bir yatak.

Çalışma masam elden gidiyor.


Evet şu görmüş olduğunuz bölümü kendime salonumuzun bir köşesinde çalışma mekanı olarak ayarladım.

15 Ekim 2011 Cumartesi

Doruk neler yiyor?

Fotoğraf için Latife Tunç'a teşekkürler!
Doruk'un 21 aylık olmasına 1 hafta kaldı. Ve işte 21 aylık Doruk'un menüsünü açıklıyorum.

4 Ekim 2011 Salı

"Anne Dostu Toplum" Nedir?

Bir emzirme haftasında daha birlikteyiz. Yine bir mim. Canım arkadaşım Derya mimlemiş beni bu sefer. Detayları için Blogcuanne'nin yazısını okuyabilirsiniz. İşte size cevaplarım da aşağıda.

20 Eylül 2011 Salı

17-18 Eylül Haftasonumuz

Haftasonumuz şahane geçti. Yoğun geçti. Tek sorun evde oturup keyif yapamadık, evdeki işleri halledemedik.

16 Eylül 2011 Cuma

Nurturia Mimi

Sevgili girişimci annemiz Damla bana Nurturia mimi göndermiş.

14 Eylül 2011 Çarşamba

Pazara gel hanııııımmmmmm :)))

Doruk hızla büyüyor ve eşyaları eskimeden rafa kaldırılıyor. Evimiz büyük çok şükür ama büyük olmasına rağmen al sakla al sakla nereye kadar dedim ve artık gerçekten işe yarar eşyalarını ihtiyacı olanlara uygun fiyatlarla satmaya karar verdim. Böylece Doruk'un yeni ihtiyaçları için hem bütçe hem yer kazanmış olacağız.

13 Eylül 2011 Salı

Emzirmeyi bitirmek yada bitirmemek işte bütün mesele bu.......

Herşey tatilimizin son günleri artık iflah olmaz bir şekilde Doruk'un meme düşkünlüğüne benim tahammül edememem artı gece uykularımızın artık saat başı uyanmalarla bölünmesiyle başladı.

10 Eylül 2011 Cumartesi

Elveda Doruk

Tam tamına 588 gün oldu seninle tanışalı, yani tam tamına 19,5 ay.... ilk günler birbirimizi tanımakla geçti zaman. kimi zaman biz zorlandık, kimi zaman sen. ama annen inat etti. Bizim birbirizimizi sevmemiz için elinden ne geliyorsa yaptı. Sana başka alternatifler sunanları püskürttü annelik gücüyle.... 

9 Eylül 2011 Cuma

Bizim evin kedileri

Doruk büyüdükçe hayvarları daha çok seviyor. Biz de Nevzat'la eve bir hayvan almadan ne kadar dayanacağımızı sık sık konuşuyoruz. Şu an için en ilgisini çekenler kediler sonra kuşlar. Hayvanlarla yaşam konusunda aram iyi olmasada benim de figür olarak en beğendiğim hayvan kedilerdir.  

Doruk'un tatanoz macerası

Geçen haftasonu Doruk bana yine kötü bir telaş yaşattı. Nevzat evde yoktu ve biz evde başbaşaydık.

8 Eylül 2011 Perşembe

2011 Tatil: Datça



Doruk'un Datça'nın nefis karpuzlarıyla tanışması

Tatilimiz aslında bir sürü can sıkıcı olayla başladı. Mesela Doruk ve ben uçakla gitmeyi planlarken sevgili THY'nın son dakika golüyle otobüsle gitmeye karar verdik. Stress yaptık çünkü Datça tam 15 saat sürüyor.

6 Eylül 2011 Salı

İlk sosyal sorumluluk projemiz...

 


Doruk ilkkez bir sosyal sorumluluk projesine parmak attı!

Mutluluk - 3


Biliyorum sayın takipçi bugünlerde benden şöyle uzuuuun, bol resimli, detaylı bir tatil yazısı bekliyorsunuz ama henüz işe doğru düzgün başlayamadım. Malum evde mümkün olmuyor Doruk paşayla sistemli bir şekilde işlerini bitirmek. Taslak tamam ama daha işi var. Yani yolda takip etmeye devam edin.

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Bloggerlar "N"lerini seçiyorlar

Sevgili Görkem beni mimlenmiş :) blogger hayatımın bir ilki olarak mimlenmişim, heyecanlandım ve mutlu oldum. Öyle çok fazla takipçim ya da fazla tanıdığım blogger olmamasına rağmen e bu mime cevap vermek olmaz tabiki.  Ben yaparken çok eğlendim. Umarım sizde bu blogları dolaşırken eğlenirsiniz.

14 Ağustos 2011 Pazar

Mutluluk - 2

Yarın akşam kısmetse çekirdek aile yollarda olacak. Salı günü de Datça sahillerinde denize giriyor ve akşamında dostlarla sohbet ediyor olacağız.......

13 Ağustos 2011 Cumartesi

Haftasonu mimi

Melange'nin haftasonu mimi'ni çok beğendim hemen kolları sıvadım. Harika bir mim....''Çok beğendiğiniz, izlemekten asla sıkılmayacağınızı düşündüğünüz 3 filmi, neden bu kadar beğendiğinizi de açıklayarak yazın'' 

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Hayat Dersi 1

1,5 yaşla birlikte Doruk'un olaylar karşısında sebep-sonuç ilişkisi kurma yeteneğide gelişmeye başlamış oldu. Yaptığı birçok şeyin sonucunu bilerek yapıyor artık.

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Dikkat dikkat! :)



Blogumuzun biricik takipçileri!

Alternatifanne'de ki köşemde bugün aşağıdaki yazı yayınlandı.... Siz de bir el atsanız o kadar mutlu edersinizki beni.....

Şimdiden sevgi ve teşekkür

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Bu hafta sonu; Hastalansaktamı gezsek, hastalanmasaktamı gezsek.....



1,5 yaşına basar basmaz bizim kuzu ilk hastalığını jet hızıyla geçirdi. Yazıma başlamadan önce allaha binlerce şükür ki, yine hafif, hasarsız, antibiyotiksiz geçirdik hastalığımızı. Allah daha beter dertler vermesin bize ve kimselere....

31 Temmuz 2011 Pazar

Çişşşşş - 2

Evet sayın Doruk sever blog takipçisi, çiş olayında 2. evreye geçtik. "Vazgeçiş" diyebiliriz bu evreye. Yada "beziş"....

27 Temmuz 2011 Çarşamba

Küçük Prens 18 aylık

Ohhhh be biz de sonunda 1,5 yaşında olduk. Yanlız ben hala söylerken zorlanıyorum. Soranlara zaman zaman 1,5 aylık diyorum. Ağzımdan öyle çıkıyor çünkü 1,5 yaş pek bir büyük geliyor hala bana. Oğlumda büyüdü, kocaman, tripleri olan bir çocuk oldu ama ağzım kabul edemedi. Ben de hala 18 aylık diyorum kolay olsun diye...

26 Temmuz 2011 Salı

Mutluluk - 1

Zaman zaman hayatımızda öyle saçma şeyler olup bitiyor ki, bizi mutlu edecek şeyleri es geçebiliyoruz. Hızlı bir şekilde yaşıyoruz. O olsun, bu olsun diyip aslında ufacık mutluluklarımızı atlıyoruz.

19 Temmuz 2011 Salı

1,5 yaşında Doruk nelerle oynuyor?

Doruk 1,5 yaşında artık. Ve onun için şu günlerde en önemli şey oyun oynamak. Herşey oyun oynamak için bir neden olabilir. Su içerken mesela birden gözleri parlayarak çaktırmadan sağa ve sola bakar. Sen içinden "ay canım sevindinmi sen su içiyorsun" diye safça geçirirken o su senin yemeğinin içine boca edilebilinir. Ve Doruk bundan çoooook eğlenir.

Yada yerde bulduğu görünmez bir şeyi sana verir ve sen "aaaa bana hediyemi verdin?" yada "aaa Doruk bana çiçek toplamış" diye saf saf düşünürken. Bu yerdeki görünmez şeyi sana verir, sen alırsın o eğilir o yerden görünmez şeyi yine alır yine verir sen yine alırsın. Bu böyle saatlerce süre bilir. Sana daral gelir. Konuşmak ve göz göze gelmek istemessin Doruk'la ama o çooooook eğlenir.

Bunun gibi bir sürü örnek verebiliriz. Ama esas aldığımız oyuncaklarla oyun kurması ve kendi başınada bunlarla zaman geçirmeye başlaması beni çok mutlu ediyor.


Oyun hamuru benimde en sevdiğim oyuncaklardan biridir. Turhan ve Tuğçenin hediyesi için erken olduğunu düşünmeme rağmen Doruk bayıldı. Önce idealist bir şekilde şekiller yapmak için kendimizi harap edip hayal kırıklığı yaşadık. Ama sonra kek kalıplarının harika birer oyun hamuru şekilliyicisi olduğunu keşfedince çok rahatladık. Tabi yanlız bırakmaya gelmez. Hala arada ağzına sokmaya çalışıyor bazı şeyleri nede olsa.

Ev işleri Doruk yürüdüğünden beri en çok eğlenerek yaptığımız şeyler. Çamaşır asmak, kaldırmak, toz almak... Şimdi bunlara maydanoz ayıklamakta katıldı. Doruk o kadar ciddi bir şekilde başlıyorki bu maydanoz olayına şaşırdık. Ama sona doğru maydanozlar evin içinde uçuşmaya başlıyor. O yüzden acele etmekte fayda var.


Veeee işte benim su kuşumun en hayır diyemediği oyuncağı su ve kum..... Bu havuzun içinde saatlerce zaman geçirebilir. Suyu görünce kendinden geçiyor. Buna çok seviniyorum aslında. Suyu sevsin hatta harika bir yüzücü olsun çok isteriz. Kumuda yeni yeni keşfediyor. Temizliği bana zor olsada Doruk memnun ben memnun. Bu arada, öğrendimki su ve kumla oynamak çocuklar için çok faydalı imiş. Kendilerine güvenlerini sağlamalarında, el ve vucut kontrolü sağlamalarında çok faydalı imiş. E suyun birde sakinleştirici etkiside var. Suyla oynayan çocukların uykularıda daha uzun ve derin oluyormuş.



Gelelim şu erkek çocuklarının tekerlek sevdası genine. Bu nasıl bir meraktır bilinmez. Gerçekten hiçbir şey yapmadık hatta böyle cinsiyet belirleyici oyuncaklar almayı hep geciktirmiş olmama rağmen Doruk tam bir araba delisi. Özellikle ittirmeli ve çektirmeli tekerlekli şeylere bayılıyor. Evin içinde de arabalarıyla dolaşıp duruyor. En soldaki market arabası son aldığımız oyuncaklardan biridir. Onu ittirmeye sabahtan başlıyor. Babasıda yanında olacak ama yanlız olmaz. Arabayada hicbirşey koymuyor. Boş olması lazım.  Alttaki tekerleği ise Altınoluk'ta pazardan aldığımızda Doruk henüz 6 aylıktı. Bunu acayip çok seviyor. Sonra bebekten biraz daha değişiğinide aldık. 2 tane oldu. Dışarı çıkarken çantaya attığımız oyuncakların başında geliyor ve gittiğimiz ortamlarda çocukların göz bebeği bir oyuncak oluyor. Hepsinin ilgisini çekiyor. Benim oğlumda herkese izin veriyor ama oynamaları için. Paylaşıyor herkesle.



Geldik diğer sevdiğim oyuncaklara. Legolar. Bunlar blog usulü basit olan legolar. Babalar gününde babasının Doruk'a hediyesi. Yine Doruk'un favorileri arasında. Sabahtan kalkıyor ve kutu odanın ortasına dökülüyor başlanıyor oynanmaya. Kuleler, uçaklar, arabalar yapılıyor çarpıştırılıyor. Havuzda yüzdürülüyor. Herşeye uyarlanabilir yani. :)


 Doruk'a uyku arkadaşı olarak bir sürü oyuncak almıştım. Ama hiçbirisini yatağına istemedi. Sonra 17 ay civarı bir akşam yatağına giderken yanına evdeki başka bir tavşanı almaya karar verdi. Ve o akşamdan beridir ya tavşan, ya ayı, ya köpek mutlaka pelüşlerden birini yanımıza alıyoruz geceleri uyurken. Bugünlerde gündüzleri babasıyla öğlen uykusuna geçerkende bunlardan birini alıyormuş yanına. Uyandığına tavşanının hala orda olduğunu görmek onu çok mutlu ediyor. Hemen alıyor öpüp kokluyor. Beni bile bu tavşan kadar öpmüyordur. Bu tavşanı tchibo'dan aldım. Aldığım günden beridirde nerdeyse diğer pelüşlerin papucu dama atıldı. Ama gerçekten çok yumuşak ve şeker yahu.....

Bu arada ben Doruk'un oyuncaklarına isim vermemeyi seçiyorum. Tavşana tavşan, file fil, kurbağaya kurbağa diyoruz. Öncelikle hayvanları isimleriyle öğrenmesini istediğim için. 3 yaşına geldiğinde oyuncaklarına istediği isimleri kendisi koysun bence....


Limangodan tesadüf eseri aldığım bir oyuncak. 3 aydır Doruk'un elinde. Doruk'un en çok oynadığı oyuncaklardan. Zaman zaman denge oyunu olarak babasıyla oynuyorlar. Kimi zaman ordaki balıkları tencereye atıp pişiriyor ve tavşanına yediriyor. Kimi zaman küvetine atıp onlarla birlikte yüzmek istiyor. Ben bile arada alıp denge oyunu olarak oynuyorum. Güzel bir oyuncak... 2+ ama biz yine erkenciyiz.



İşte toplar. Kız erkek farketmez tüm çocukların sevgilisi toplar. Yine Doruk'un sabah kalkınca evin içinde koşturmaya başlamasıyla evin içinde toplar uçuşuyorlar resmen. Kaç topumuz var bilemiyorum ama oldukça fazla. Her parka gittiğimizde de top nerde Doruk orada. Başkalarının topları  peşinden koşuyor ve ilk fırsatta o topu kucaklayıp kaçmaya çalışıyor.  Şu anda baya iyi top sürüyor diyebiliriz. Şöyle 2 yaşını geçsin aklımdaki bir basket potası almak. Şu an erken malesef. İnşallah babası gibi basketten nefret etmez ve çok sever benim Doritosum.


 

Bay ve Bayan Patates kafa.... Bu oyuncak 2+ ve çocuklara organlarımızı öğretmek için tasarlanmış. Ben geçen 23 Nisanda Doruk için Migrosun %50 indiriminden 7 TL. civarı almıştım. 1 aydır eline verdim oynaması için. Şimdiki aklım olsa bir tanede Bayan Patates Kafa alırdım. Doruk çok seviyor bay patates kafayı. 1 saat rahat oynuyor. Ama mutlaka ya ben ya babası yanında olmalı. Ona anlatmalıyız öyle zevk alıyor. Gün içinde o kadar daraltmışki Nevzat'ı artık Nevzat eğer Patates Kafayı görürse Doruk'un elinde kaçacak delik arıyor. Ama Doruk seviyor napalım dimi? :) Birde bıyığını ve gözlüğünü kendide kullanıyor çocuk.

Uzun lafın kısası, diyeceğim odur ki, 1,5 yaşına kadar çocuklardan oyuncaklarıyla bir fiil oynamasını beklemek saçmaymış. Zaten tencere, tava, kepçe, cezve 1 yaşından sonraki esas oyuncakları.
Esas oyuncak macerası 1,5 yaşla başlıyor. Ve çok çok eğlenceli. Evin heryerinden oyuncak fışkırıyor. Evimiz tam bir "yuva" görünümünde.
Boşu boşuna kendimizi yemeyelim çocuklarımızla ne oynamalıyız, nasıl oynatmalıyız diye. Bir kitapta okumuştum "çocuklar oturdukları yerde bile bir sürü şey öğrenirler kendinizi boşuna yıpratmayın" diyordu.

İkinci olarakta; yeni jenerasyon annelerin sıkıntılarından birisi "aman çocuk sıkılmasın" "cocuğun canı sıkıldı yazık" vs. gibi bir düşünce tarzı var. Bırakalım biraz sıkılsınlar yahu.... her zaman aktivite yaratmak zorunda hissetmeyelim kendimizi. Ancak o zaman çocuklar bir şeyler bulacaklar kendilerinin canının sıkılmaması için. İşte buna da yaratıcılık diyeceğiz bizde....


















16 Temmuz 2011 Cumartesi

Bu hafta sonu neler yaptık-1


Bu haftasonu için aslında Doruk ve Nevzat'ı Büyükada'ya götürme planım vardı. İkiside henüz görmediler adaları. Ama birlikte plan yaptığımız arkadaşların işleri çıkınca planımız cuma akşamından suya düştü. Tabiki pratikanne olarak hemencecik yeni bir plan yürürlülüğe girdi.

Sabah kalktık. Nevzat güzel bir kahvaltı hazırladı bende evi toplayıp hazırlıkları tamamladım. Çıktık.



 
İlk hedefimiz İstanbul Modern'de ne zamandır gezmek istediğim 2 tane fotograf sergisi vardı ve son haftaya girmişlerdi. Sergileri gezmek oldu. Doruk için biraz ürpertici olduysada özellikle doğa üzerine olan kuşlu, ayılı olan "Kayıp Cennet" sergisi özellikle ilgisini çekti. Ama en çok en çok ilgisini çeken İstanbul Modern'de bilen bilir bienalden kalma askıda kitap sergisi vardır. Süresiz bir sergidir. Ona bayıldı. Bişeyler anlattı. Müzenin cafesinde oturup kahvelerimizi içtik. Ayrılmamız çok zor oldu çünkü Doruk'u ancak kucağımızda koşa koşa çıkarttık. Ayrılmak istemedi. Özellikle yukarıda resmi görünen yeşillikler içindeki sanat eserlerini görünce kendini kaybetti. :)




Daha sonra Ortaköy'ye doğru yola çıktık. Yarı yolda inip Doruk'un bir saat pusetinde uyumasına izin verdik. Uyanıncada çok güzel bir yerde (Kithenette) pizza ve salata yiyip bira içtik. Doruk pizza yedi, sonrada kuşların peşinden attı kendisini Ortaköy meydanına.




Yine Doruk'u kuşlardan ayırmak zor olsada ordan ayrılıp 20 dk. bir yapılan 1 saatlik boğaz turuna katıldık. Gerçekten çok güzeldi. Gemi sakindi. Müzik hafifdi. Doruk ilk defa bilinçli bir şekilde vapur gezisi yaptı. Tabiki denize bakmaya doyamadı. Birde üstüne üstlük bir yunus kafilesiyle karşılaştık. Tadından yenmicek bir gezi oldu. 


        
Oğlumun kollarında boğaz turu..... bizden mutlusu yok.


Pazar günü içinde emziren anneler oyun grubumuzla buluşmamız vardır. 16.00'dan sonra Maçka Parkında buluştuk. Doruk'un aydaşı olmasada Doruk'ta çok güzel vakit geçiriyor bu bıcırlarla..... Mumu, Memoniko, Maya ve Aze Çınar ve yeni aramıza katılan Ayşe İdil. Hepsine abilik yaparak ellerine oyuncaklarını verdi. Onlarla birlikte karşılıklı oturmaya bayıldı. Sonra da babası ve Ayşe İdil'in babasıyla maç yaptı.... Çok çok neşeliydi.... Ben zaten bu gruptaki arkadaşlarımı seviyorum. Çok güzel bir pazar geçirdik birlikte.


Babasının dizlerinde abilik keyfi yapan bir Doruk :)













7 Temmuz 2011 Perşembe

Küçük Prens 17 Aylık......


Bir ay daha büyüdü oğlum. Binlerce şükür herşey yolunda. Herşey harika. Bu ay yine doktor kontrolümüz ve aşımız yoktu. Ama büyüdüğünü görmek için artık doktora ihtiyaçta yok. Her sabah uyandığında daha büyümüş, serpilmiş akıllanmış bir çocuk olarak kalkıyor. İşe gelmeden evde kaldığım o 1 saat içinde yaptıklarına o kadar çok şaşırıyorum ki, işe gidene kadar yaptıklarını düşünüyorum. Benim oğlum nasıl bu kadar büyüdü, daha dün değilmiydi yahu ayağını ağzına götürecekmi, adımını ne zaman atacak diye konuşmalarımız.

Mesela, beni en çok duygulandıranlardan biri. Her sabah babasının kucağında beni kapıda yol ediyorlar iken, artık yan yana ayakta duruyorlar, el sallıyorlar ve kapıyı suratıma baaam diye vuruyorlar birlikte. :)

Neyse ne işte..... biz bu ay evde boy ve kilosunu merak ettiğimiz için ölçtük. Ama resmi olmayan veriler olduğu için buraya yazmak istemedim. (rakamlar iyi ama korkacak birşey yok :))) 23 Temmuzda 1,5 yaş kontrolümüzde resmi sonuçları açıklayacağım.

Yemek konusunda geçen ay oluşan duraksama dönemi bitti ve artık pişen yemeklerden hep birlikte yiyoruz. Çorba, makarna, pilav, köfte, börek çok sevdikleri. Bu ay yeni olarak çok zararlı olmasına rağmen sosis denedik ve tabiki tüm çocuklar gibi bayıldı. Korktum hatta butun paketi bitirecek diye. Sosis sayfasını şimdilik kapattık. En zararlı ve gereksiz yemek olduğu için 3-4 yaşında özel günlerde yenecek bir yemek alternatifi olarak kalmasını istiyoruz. Birgünde Saray'da döner yedi. Onu da sevdi. Buda yine dışar yemek alternatifi olarak defterimize not alındı.

Meyva yemiyordu. Hala yemiyor. Uzun bir sürede yemeyecek gibi. İğrenç birşey olduğunu düşünüyor bilmiyoruz neden. Bu konuda gerçekten çok istikrarlı bir çocuk. Çizgisinden şaşmıyor.

Kuruyemiş seviyor. Badem, Ceviz ve patlamış mısır manyağı diyebiliriz kendisine.

Bu ay ilkkez cherios tattırdım. Ballı. Çok çok sevdi. Bayıldı. Aksamları  yemekten sonra, yatmadan önce tatlı niyetine Peppee izlerken yemesine izin veriyorum. Tokta tutuyor hem.

Uyku olayımız muhteşem. Nazar değmesin. Akşam uykusu geldiğinde (20.00 - 21.00 arası. Asla geçmez.) yanıma gelip başını kucağıma koyuyor "Memme" diyor. "Yatıyormuyuz oğlum. Hadi tavşanı al gidelim o zaman" diyorum. Koşuyor o akşam kiminle uyumak istiyorsa onu kapıyor ama çoğunlukla tavşanı tercih ediyor. Diğer arkadaşlar, fil, ayı, köpek ve kuzu kardeşler.

Sonra koşa koşa yatağımıza gidiyoruz. biraz meme emip max. 15 dk. içinde gece uykusuna geçmiş oluyor küçük adam.

Öğlen uykularındada baştaki aynı serenomi oluyor. Babayla birlikte gidip yatağa uzanıyorlar ve 15 dk. içinde 2-2,5 saat süren oğlen uykusuna geçmiş oluyor. Uyku düzenimiz inşallah hep böyle devam eder.

Sabah kalkış 6.30-7.30
oglen yatış 12.30-13.30
Akşam yatış 8.00-9.00
Toplam günlük uykusu: 13 saati rahat buluyor.

Yanlız bu ay çok komik bir gece geçirdik. Aynı gece iki kez yataktan düştü Doruk. Ama ikisindede uyumaya devam etti. Bilmiyorum bu yaşlar böylemi ama bu çocuğun açı eşiği acaaayip yüksek. Artık düştüğünde yada bir yerlerini vurduğunda ağlasa sızlasada anlasam ne olduğunu demeye başladım.

Parkta koşarken yuvarlanmış 2-3 kez betonda. Bütün park şok vaziyette ona bakarken babası koşmuş kaldırmış kucağına almış birşeyi varmı diye bakmak için. Bizim voltran babasının kucağından kendini attığı gibi koşmasına devam etmiş. Önüne koyduğum en sıcak yemekleri bile ağzı teneke kaplıymışcasına lüpleten yine benim oğlumdur.

Aman nazar değmesin. Hep böyle güçlü, dayanıklı bir çocuk olsun inşallah.

Bir anne için çok önemli gelişmelerden biride herhalde artık çocuğunun kendi kendine oyun kurabilmesi ve oyalanabiliyor hale gelmesi sanırım. Çünkü ben artık gün içinde evde daha rahat vakit geçirebiliyorum.

Doruk'un bu aralar nelerle oynadığı bir sonraki yazımın konusudur. Ama önemli olan artık kendi başına oyunlar kurabilmesi ve bunlara istediği zaman çevresindeki insanları kendi kurallarını kurarak oyuna dahil etmesi. Bunları yaparkende oyunun çocuk hayatında ne kadar önemli olduğunu anlıyorsunuz zaten.
İpek - Ceren - Oğluş - Duru


Bu ay yine sosyal kelebek modundaydık. 1 haftasonumuz Nurturia'nın Göztepe pikniğinde geçti. 1 haftasonuda Doruk'un arkadaşları bize geldi. Doruk hepsinde tam puanları topladı. Hele bizim eve misafir gelince resmen deli oluyor bu çocuk. Bütün evi gelen kişinin önüne koyuyor. Misafirperver çocuk Doruk paşa.... :)

Yeni bir sürü kelimesi var. Bazılarınıda biz hiç anlamıyoruz. Aklımda kalanlar;
Para, aşkım, mı (anlamı müzik), çiçe (çiçek)

EEE gelelim bir olumsuzluğa. Doruk'un da ağlama krizleri başladı. Bazen nedensiz yere kendini yere atıp çığlıklar atarak ağlama krizlerine giriyor. Sakin olup onu yanlız bırakıyorum o zamanlarda. Genelde hep evde oldu bu. Dışarda olduğunda napacağız bilmiyorum. Ama bu 2 yaş sendromu geliyorum diyor resmen yahu...