Bayramlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bayramlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2011 Cumartesi

2011 Kurban Bayramı



3 gün geç de olsa 2011 kurban bayramımızdan bazı kareler koymak istiyorum blogumuza.

4 Ocak 2011 Salı

Doruk'a ilk yeni yıl mesajım.....

Evet Doruk'cuğum artık 12. ayındasın, yeni bir yıla başladık ve ben bu blogda senin için, tüm ilklerinle ve senin hatıralarınla doldurmak için bir senedir tüm güzelliklerini biriktirmeye çalıştım elimden geldiği kadar.

20 gün sonra koskocaman 1 yaşında olacaksın. Yılbaşları artık senin doğumunla başka bir anlam kazandı benim için. Nasıl heyecanlıyım, nasıl endişeliyim, nasıl karışığım anlatamam. Bu duyguları belkide bir ay sonra unutup gideceğim.

Heyecanlıyım;
çünkü senin ilk doğum günü partini organize edeceğim. kusursuz bir parti ve sana anlatacağım bir sürü anısı olsun istiyorum.
çünkü senin ilk yılını dolduruşuna tanık oldum.
çünkü bir senedir senin annen olmayı öğrenmeye çalıştım. Benimle gurur duyman, mutlu olman için çabaladım. Sen bunları okurken, bunları hatırlamayacaksın bile.

Endişeliyim;
çünkü gelecekte seni neler bekliyor, nasıl insanlarla karşılaşacaksın, hangi hastalıkları geçireceksin, düşeceksin, üzüleceksin, kırılacaksın. Bunları yaşarken hep yanında olmak istediğim için endişeliyim.

Karışığım;
çünkü hem büyümeni çok istiyorum. seninle dans etmeyi, seninle tatillere gitmeyi, sevgililerinle tanışmayı, başarılarını alkışlamayı, üzüntülerinde hep sana destek olmayı istiyorum. ama bir taraftanda hiç büyüme hep benim küçük bebeğim olarak kal istiyorum.

Doğum günü yazın sırada. Zamanı geldiğinde yazacağım. Bu yeni yılın ilk yazısı. Senin yeni yıl mesajın. Geçen sene bu vakitlerde daha doğumuna 2 ay vardı. Yani hesaplamalara göre ama meğerse 20 gün varmış. :))

Neyse ilk yeni yıl tebriğimiz olarak, anne, baba ve sen olarak bir kart düzenledim. Sevdiklerimize ve dostlarımıza yeni yıl mesajları yazarak bu kartı gönderdik.
İlk yılbaşı gecemizi çekirdek ailemiz  artı annane, dede ve dayınla birlikte geçirdik. Güzel bir yemek yedik. Yemekleri annanen hazırladı. Sen biraz uykusuz kaldın tabi, evdeki kalabalık ve sesten ötürü. Ama yinede her zamanki gibi insanlar evimizde olduğu için mutluydun.

Gece 12'de hep birlikte Nişantaşı'ndaydık. Havai fişekleri hayranlıkla izledin. Büyük ihtimalle "noluyor bu insanlara bu saatte' dedin. Yeni yıla nasıl girerseniz öyle geçer derler ya, bu mantıkla 2011'de hep birlikte gezip tozarak ve yüzümüz gülerek sağlıkla geçireceğiz diyorum ben.



Sana bu yılbaşı ağaç süslemedik. Çünkü sen herşeyi almak, dokunmak hatta ısırmak istiyorsun. E ağacı kursak süslesek başka hiçbir şeyle ilgilenmek istemeyecektin ve sana hem ilgini çekecek birşey koyup sonrada "hayır Doruk dokunamassın" demek istemediğim için bu sene aşağıdaki küçücük sade bir ağaçla idare ettik. Ama 2012'ye girerken çok güzel bir ağacı birlikte süsleyeceğiz emin olabilirsin. Ama sana bir sürü yeni yıl hediyeleri aldık.

Daha nice yılbaşı kutlamalarında sağlıkla hep birlikte olmak en büyük dileğim bu yıl. İyi seneler canım oğlum.

31 Aralık 2010 Cuma

YENİ YIL

2010 benim için harika bir yıldı. Tamamlandığım yıldı. Zorlu bir yıldı. Büyüdüğüm yıldı. İstediğim kiloya ulaştığım yıldı. Büyük bir eve taşındığım yıldı. En az kitap okuyup, En çok öğrendiğim yıldı. En az uyuyup, En çok ağladığım yıldı. En az çalışıp, en çok kazandığım yıldı.

2011’de hepimize sağlık, birlik ve beraberlik, huzur, mutluluk diliyorum.
Bir de hep iyi insanlarla karşılaşalım. 


Sevgiler,
Doruk'un annesi

22 Kasım 2010 Pazartesi

İlk Kurban Bayramı - Tatili (15.11 / 19.11)

Kurban bayramı tatilimiz aslında Eylül ayında uçak biletlerimizi aldığımızda başlamıştı. İşlerimizi, programımızı herşeyimizi bu tatile göre ayarlamaya Eylül ayında çoktaaaan başlamıştık. Cuma günü (12 kasım) işten öğlen çıktım ve eve gittim. Pazar günü yola çıkacağımız için evde hiçbir iş kalmasın istiyordum. Cuma ve Ctesi bavul hazırlamak, evi derleyip toplamakla geçti. Pazar sabahı saat 06;55 deki uçağımız için 4.30 da yataktan kalktık 5.00 da evden çıktık tabiki tahmin edeceğiniz gibi havaalanına vardığımızda uçağımızın kalkış anonsları verilmiş olarak panik vaziyette havaalanına vardık. Neyse fazla detaya girmek istemiyorum çünkü uçağa oturana kadar geçirdiğimiz sıkıntı ve paniği tekrar yaşamak istemiyorum. Ama sonuç olarak kaçırmadan uçağa oturmayı başardık.

Doruk ilk uçak yolculuğunu yaptı. Hem gidişimiz hem dönüşümüzde hiçbir sorun çıkmadı. 1 saat boyunca kucağımızda bir sağa bir sola saldırma atakları yapsada gayet güzel ve eğlenceli yolculuklardı. Halbuki kafamda hep ya korkarsa (ki ben daha Doruk'un birşeyden korktuğunu görmedim.) ya ağlarsa diye kurup duruyordum. Hiçbiri olmadı. Öyleki iniş ve kalkışlarda emmek bile istemedi.

Denizli'de günlerimiz tabiki çok dolu geçti. En başta babaannemizle çok vakit geçirmek için elimizden geleni yaptık. Doruk'un uykusuzluğa dayanabildiği kadarıyla hep onun yanında olmaya çalıştık. Doruk babaannesini daha önce 4 aylıkken görmüştü ama o zaman daha miniminnacık bir bebekti. Şimdi ise bir çocuk bebek ve ilk gördüğünde babaannesini yabancıladı ve garipsedi. Kimseyi garipsemeyen ve yabancılamayan bir çocuk olduğu için bunun yaşlı insanları görmeye alışık olmadığıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Ama onada alışacak. Son 2 günümüzdede Babaannesine oldukça alışmıştı zaten. başından örtüsünü çekiştirecek kadar arayı ısıtmıştı kuzu.
Doruk: Babaannemin başındaki ne yaw!


Doruk: Bu meyvalar çok şahane... özellikle mıncıklaması
 

Doruk: Annecim bunlar sana ilk çiçeklerim (kekik otu çiçeği :))




Doruk: Yaw bu yuvarlak şeylerden bizim evde niye yokki!

Yeni yatış pozisyonumuz
  
Bu bayram oğlum ilk harçlığını amcasından aldı. Sonra bir sürü harçlıklarda aldı. Onlarla kendisine birkaç kitap almayı planlıyorum hatıra kalması açısından. Babasıyla bol bol evin bahçesinde gezdi tavuklar, köpekler, horozlar ve tabi zavallı koyunları gördü inceledi. Annesine çiçek topladı. Kesilmiş et görmemesi için elimden geleni yaptım. Ama gittigimiz heryerde herkes hapur hupur et yiyordu ortalıkta bir kan ve et kokusu vardı. Ben ağzıma koymadım tabiki ama Nevzat sağolsun fırsat bu fırsat durmadan et yedi. Doruk ta gözüyle bunlara şahit oldu bu seferlik ancak.

Bunlar dışında oğlum artık gerçekten çocuk bebek. ne tam bebek ne tam çocuk diyebiliriz. Tam bir akıl küpü ve yaramazlık icatcısı. oyuncakları dışında herşeyle oynamak, dokunmak, yalamak ve ısırmak istiyor. buda bizi zaman zaman zorluyor çünkü "hayır Doruk" demekten artık dilimizde tüy bitmek üzere.

Denizli'deki diğer ilklerimizden biride yer yatağı. Nevzat ben ve Doruk koooocaman bir yer yatağında birlikte yattık. Nevzat zaten bayılıyor yer yatağına çok mutluydu. Doruk'ta bütün gece yatağın tüm köşelerini doya doya kullandığı için çok mutluydu. Şu anda küçükcük yatağına alışmakta zorlanıyor canım benim. Gün içinde bazen odasında yerde yatırmak zorunda bile kalıyoruz yani o kadar.

Doruk bizim prensimiz ama Denizli'ye gidince tam gerçek bir prens oluyor gerçekten. Herkes etrafında, halası, amcası, kuzenleri, babaannesi herkes pervane oluyor etrafında. Herkes seviyor bizimkide havaya girip nasıl gülücükler, nasıl şımarıklıklar görmeye değer.

Kurban tatilimiz güzel geçti. Doruk için çok çok güzeldi. Dönüşümüzde sanki daha bir büyümüş, akıllanmış ve yaramazlaşmıştı. Kalabalık ve hat safhada sevgi bu bayram Doruk'u normalden biraz fazla büyüttü sanırım.

İnşallan tüm bayramlarımız bu tatiller gibi neşeli, sevgi dolu, kocaman bir aile olarak geçer..... Çocuklar için ne kadar önemli böyle günlerde aileleriyle birlikte olmak. Bizde karar verdik bayramlarda önce ailelerimizle zaman geçireceğiz ondan sonra istersek tatil programları yapacağız. Eskisi gibi bayram=tatil değil artık bizim için.

4 Haziran 2010 Cuma

Doruklarda ilk yolculuk

4. ayımızda bitti ve biz büyük problemler yaşamadan (yinede çok yorucu bir 4 aydı.) atlatmıştık. Ani bir kararla oğlumuzun artık ilk seyahatine çıkmasının zamanı geldiğine karar verdik Nevzat’la. Babaannemiz yaşlı ve hasta olduğu için en küçük torununu görmeye gelememişti. Denizli’de yaşıyordu ve her telefon konuşmamızda bize ne zaman geleceğimizi soruyordu. Ve sonunda artık Doruk paşa babaannesinin karşısına çıkmaya hazırdı.

Ani bir kararla olduğu için uygun uçak bileti bulamadık ve yinede azimle otobüsle gitmeye karar verdik Denizli’ye. 3 günlük bir kalış programı yaptık. Bunun en büyük nedeni benim yemek yeme problemim olması. Maalesef çok yemek seçiyordum ve her pişirilen yemeği beğenmiyordum. Süt emzirdiğim içinde sadece 3 gün bizim için uygundu.

Neyse otobüsler boştu ve kolayca iyi bir otobüste yer bulduk. Akşam 22:00 civarı yola çıktık ve sabah 08:00 gibi Denizli’deydik. Yol boyunca benim güzel oğlum mışıl mışıl uyudu. Otobüsün kliması açık olmasına rağmen bize çok iyi geldi. Aralarda dönüşümlü olarak babasıyla lavaboya gittik. Çıkıp yürüdük ama benim tontişim arada kafasını kaldırıp bakıyor sonra gene uyuyordu. Acıkıncada sadece emmek için kalkıyordu. Çok güzel bir gidiş yolculuğu geçirdik yani.

Denizli’deyse Doruk için her şey bambaşkaydı. Amcaları, yengeleri, kuzenleri, halası, babaannesi kucaklarından indirmedi. İlk gün dedesinin mezarını ziyaret ettik. 2. gün alışverişlere çıktık. Olumsuz olan şeylerde vardı benim bakış açımla. Mesela uyku vakitlerinde vakitlice uyuyamadı. Geceleri çok geç yatağına yatabildi. Uyumadan önce banyo yaptıramadım. Gündüz banyo yaptırmak istediler izin vermedim düzeni bozulmasın diye. Bulunduğumuz yerlerde çok fazla gürültü olduğu için uykuları kısa ve rahatsız oldu. Ama yinede benim canım oğlumun gıkı çıkmadı. Bu yönlerdende 3 gün kalmamız çok isabetli bir karar oldu.

Havalar çok sıcaktı. Denizlinin sıcağıda çöl sıcağı gibi oluyor ama iyiki gitmişiz. Eğer 1 hafta sonra gitsek yağmurlarda gitmek zorunda kalabilirdik ki, bu kadar keyifli geçmeyebilirdi yolculuğumuz.

Dönüş yolumuzda aynı şekilde benim küçük prensim bizi hiç üzmedi. Sadece sabahları gaz çıkarma operasyonu olduğu için otobüste gaz çıkardığında babası ve annesi olarak yakınımızda oturanlara açıklama yapmak zorunda kaldık. Herkesi güldürdük.

Birde bekarken yolculuklarım sırasında en çok beni sinir eden şey yakınımda çocuklu bir ailenin olması ve yol boyunca beni rahatsız edeceklerini düşünmem olurdu. İşte tarih tekerrürden ibaret derler. Biz otobüse binince benim attığım o bakışların aynısıyla bu sefer ben karşılaştım. “of bebekmi yandık bu yol bitmez artık” diyen bakışlar. Ama ben hep haklı çıkardım. Otobüste o çocuklar yolu bana zehir ederlerdi. Gece boyunca ağlarlar. Anneleri yüksek seslerle bebeklerini uyutmaya çalışırdı. Ama Allah bize yardım etti sanırım benim oğlum bize bunları yaşatmadı. Hatta o bakışları atanlar biz otobüsten inerken oğluşumu uslu bebek diyerek sevdiler bile.

Bu arada, dönüşte benim sütüm biraz azaldı ama ana oğul 2 gün içinde azimli bir çalışmayla sütleri geri getirdik. J

Böylece kazasız, belasız, hastalıksız ilk yolculuğumuzuda yaptıııık…. Hatta Babaanneye kurban bayramında tekrar gitme sözü bile verdik…….

23 Nisan 2010 Cuma

23 Nisan 2010

Bugün 23 Nisan, oğlumuzun ilk çocuk bayramı… daha doğrusu şu an için bugün ona bebek bayramı…. Önümüzdeki sene elimizde bayrağımızla bir yerlerde 23 Nisan’ı kutluyor olacağız. Çok heyecanlıyız. En son 12 yaşımda 23 Nisan’ı kutlamıştım sanırım. Doruk paşayla beraber yeni bir heyecan daha giriyor hayatımıza. Hersene bu heyecanımız büyüyecek. Ben her sene 23 Nisanlarda mutlaka bir şiir okurdum. 7 sene sonra belki Doruk’un 23 Nisan’da kostümlü şiir okuyan videolarını çekiyor olacağız. Oğlumuza seneye 23 Nisan’da Atatürk’ün bizim için ne kadar önemli olduğunu ilk kez anlatmaya çalışacağız. Büyük ihtimalle Şişli’de Atatürk’ün evini gezmeye gideceğiz.

Doruk’un evdeki ilk görevlerinden bir tanesi resmi bayramlarımızda balkonumuza bayrağımızı asmaktan sorumlu olmak olacak. Bu görevi şimdiye kadar ben yapıyordum. Bayağıda aksattığım oluyordu. Eminim benim boncuğum bu görevi büyük bir zevkle yapacak. Bizim içinde en büyük zevk ona bayramların anlamlarını anlatmak olacak…..

Küçük prensim ve benim için 23 Nisan’ın başka 1 hatta 2 anlamı daha var. 23 Nisan babamızında doğum günü… Benim doğum günümde tanıştığımız için 23 Nisan da evlenmeyi çok istemiştik ama resmi tatil olduğu için ayarlayamamıştık. Bizde 22 Nisan olsun dedik. Ama gönlümüzde biz 23 Nisan’da evlendik. Hatta yüzüklerimizin içinde 23 Nisan yazıyor evlilik tarihimiz.

Yani seneye 23 Nisan’da 3 önemli olayımız var çekirdek aile olarak kutlamamız gereken. Zira biz bu sene oğlum henüz minnacık olduğu için kutlama yapamadık. Nevzat’la Nişantaşı’nda çok sevdiğimiz Aşk Kahve’ye gidip Aşk-ı Memnu tatlısı yiyip kahve içebildik ve oğlumuz bizimle olduğu için, birlikte olduğumuz için şükrettik. Neyse seneye acısı fazlasıyla çıkarılacak.