Özel Günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özel Günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2012 Pazartesi

4 Ocak 2011 Salı

Doruk'a ilk yeni yıl mesajım.....

Evet Doruk'cuğum artık 12. ayındasın, yeni bir yıla başladık ve ben bu blogda senin için, tüm ilklerinle ve senin hatıralarınla doldurmak için bir senedir tüm güzelliklerini biriktirmeye çalıştım elimden geldiği kadar.

20 gün sonra koskocaman 1 yaşında olacaksın. Yılbaşları artık senin doğumunla başka bir anlam kazandı benim için. Nasıl heyecanlıyım, nasıl endişeliyim, nasıl karışığım anlatamam. Bu duyguları belkide bir ay sonra unutup gideceğim.

Heyecanlıyım;
çünkü senin ilk doğum günü partini organize edeceğim. kusursuz bir parti ve sana anlatacağım bir sürü anısı olsun istiyorum.
çünkü senin ilk yılını dolduruşuna tanık oldum.
çünkü bir senedir senin annen olmayı öğrenmeye çalıştım. Benimle gurur duyman, mutlu olman için çabaladım. Sen bunları okurken, bunları hatırlamayacaksın bile.

Endişeliyim;
çünkü gelecekte seni neler bekliyor, nasıl insanlarla karşılaşacaksın, hangi hastalıkları geçireceksin, düşeceksin, üzüleceksin, kırılacaksın. Bunları yaşarken hep yanında olmak istediğim için endişeliyim.

Karışığım;
çünkü hem büyümeni çok istiyorum. seninle dans etmeyi, seninle tatillere gitmeyi, sevgililerinle tanışmayı, başarılarını alkışlamayı, üzüntülerinde hep sana destek olmayı istiyorum. ama bir taraftanda hiç büyüme hep benim küçük bebeğim olarak kal istiyorum.

Doğum günü yazın sırada. Zamanı geldiğinde yazacağım. Bu yeni yılın ilk yazısı. Senin yeni yıl mesajın. Geçen sene bu vakitlerde daha doğumuna 2 ay vardı. Yani hesaplamalara göre ama meğerse 20 gün varmış. :))

Neyse ilk yeni yıl tebriğimiz olarak, anne, baba ve sen olarak bir kart düzenledim. Sevdiklerimize ve dostlarımıza yeni yıl mesajları yazarak bu kartı gönderdik.
İlk yılbaşı gecemizi çekirdek ailemiz  artı annane, dede ve dayınla birlikte geçirdik. Güzel bir yemek yedik. Yemekleri annanen hazırladı. Sen biraz uykusuz kaldın tabi, evdeki kalabalık ve sesten ötürü. Ama yinede her zamanki gibi insanlar evimizde olduğu için mutluydun.

Gece 12'de hep birlikte Nişantaşı'ndaydık. Havai fişekleri hayranlıkla izledin. Büyük ihtimalle "noluyor bu insanlara bu saatte' dedin. Yeni yıla nasıl girerseniz öyle geçer derler ya, bu mantıkla 2011'de hep birlikte gezip tozarak ve yüzümüz gülerek sağlıkla geçireceğiz diyorum ben.



Sana bu yılbaşı ağaç süslemedik. Çünkü sen herşeyi almak, dokunmak hatta ısırmak istiyorsun. E ağacı kursak süslesek başka hiçbir şeyle ilgilenmek istemeyecektin ve sana hem ilgini çekecek birşey koyup sonrada "hayır Doruk dokunamassın" demek istemediğim için bu sene aşağıdaki küçücük sade bir ağaçla idare ettik. Ama 2012'ye girerken çok güzel bir ağacı birlikte süsleyeceğiz emin olabilirsin. Ama sana bir sürü yeni yıl hediyeleri aldık.

Daha nice yılbaşı kutlamalarında sağlıkla hep birlikte olmak en büyük dileğim bu yıl. İyi seneler canım oğlum.

31 Aralık 2010 Cuma

YENİ YIL

2010 benim için harika bir yıldı. Tamamlandığım yıldı. Zorlu bir yıldı. Büyüdüğüm yıldı. İstediğim kiloya ulaştığım yıldı. Büyük bir eve taşındığım yıldı. En az kitap okuyup, En çok öğrendiğim yıldı. En az uyuyup, En çok ağladığım yıldı. En az çalışıp, en çok kazandığım yıldı.

2011’de hepimize sağlık, birlik ve beraberlik, huzur, mutluluk diliyorum.
Bir de hep iyi insanlarla karşılaşalım. 


Sevgiler,
Doruk'un annesi

22 Kasım 2010 Pazartesi

İlk Kurban Bayramı - Tatili (15.11 / 19.11)

Kurban bayramı tatilimiz aslında Eylül ayında uçak biletlerimizi aldığımızda başlamıştı. İşlerimizi, programımızı herşeyimizi bu tatile göre ayarlamaya Eylül ayında çoktaaaan başlamıştık. Cuma günü (12 kasım) işten öğlen çıktım ve eve gittim. Pazar günü yola çıkacağımız için evde hiçbir iş kalmasın istiyordum. Cuma ve Ctesi bavul hazırlamak, evi derleyip toplamakla geçti. Pazar sabahı saat 06;55 deki uçağımız için 4.30 da yataktan kalktık 5.00 da evden çıktık tabiki tahmin edeceğiniz gibi havaalanına vardığımızda uçağımızın kalkış anonsları verilmiş olarak panik vaziyette havaalanına vardık. Neyse fazla detaya girmek istemiyorum çünkü uçağa oturana kadar geçirdiğimiz sıkıntı ve paniği tekrar yaşamak istemiyorum. Ama sonuç olarak kaçırmadan uçağa oturmayı başardık.

Doruk ilk uçak yolculuğunu yaptı. Hem gidişimiz hem dönüşümüzde hiçbir sorun çıkmadı. 1 saat boyunca kucağımızda bir sağa bir sola saldırma atakları yapsada gayet güzel ve eğlenceli yolculuklardı. Halbuki kafamda hep ya korkarsa (ki ben daha Doruk'un birşeyden korktuğunu görmedim.) ya ağlarsa diye kurup duruyordum. Hiçbiri olmadı. Öyleki iniş ve kalkışlarda emmek bile istemedi.

Denizli'de günlerimiz tabiki çok dolu geçti. En başta babaannemizle çok vakit geçirmek için elimizden geleni yaptık. Doruk'un uykusuzluğa dayanabildiği kadarıyla hep onun yanında olmaya çalıştık. Doruk babaannesini daha önce 4 aylıkken görmüştü ama o zaman daha miniminnacık bir bebekti. Şimdi ise bir çocuk bebek ve ilk gördüğünde babaannesini yabancıladı ve garipsedi. Kimseyi garipsemeyen ve yabancılamayan bir çocuk olduğu için bunun yaşlı insanları görmeye alışık olmadığıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Ama onada alışacak. Son 2 günümüzdede Babaannesine oldukça alışmıştı zaten. başından örtüsünü çekiştirecek kadar arayı ısıtmıştı kuzu.
Doruk: Babaannemin başındaki ne yaw!


Doruk: Bu meyvalar çok şahane... özellikle mıncıklaması
 

Doruk: Annecim bunlar sana ilk çiçeklerim (kekik otu çiçeği :))




Doruk: Yaw bu yuvarlak şeylerden bizim evde niye yokki!

Yeni yatış pozisyonumuz
  
Bu bayram oğlum ilk harçlığını amcasından aldı. Sonra bir sürü harçlıklarda aldı. Onlarla kendisine birkaç kitap almayı planlıyorum hatıra kalması açısından. Babasıyla bol bol evin bahçesinde gezdi tavuklar, köpekler, horozlar ve tabi zavallı koyunları gördü inceledi. Annesine çiçek topladı. Kesilmiş et görmemesi için elimden geleni yaptım. Ama gittigimiz heryerde herkes hapur hupur et yiyordu ortalıkta bir kan ve et kokusu vardı. Ben ağzıma koymadım tabiki ama Nevzat sağolsun fırsat bu fırsat durmadan et yedi. Doruk ta gözüyle bunlara şahit oldu bu seferlik ancak.

Bunlar dışında oğlum artık gerçekten çocuk bebek. ne tam bebek ne tam çocuk diyebiliriz. Tam bir akıl küpü ve yaramazlık icatcısı. oyuncakları dışında herşeyle oynamak, dokunmak, yalamak ve ısırmak istiyor. buda bizi zaman zaman zorluyor çünkü "hayır Doruk" demekten artık dilimizde tüy bitmek üzere.

Denizli'deki diğer ilklerimizden biride yer yatağı. Nevzat ben ve Doruk koooocaman bir yer yatağında birlikte yattık. Nevzat zaten bayılıyor yer yatağına çok mutluydu. Doruk'ta bütün gece yatağın tüm köşelerini doya doya kullandığı için çok mutluydu. Şu anda küçükcük yatağına alışmakta zorlanıyor canım benim. Gün içinde bazen odasında yerde yatırmak zorunda bile kalıyoruz yani o kadar.

Doruk bizim prensimiz ama Denizli'ye gidince tam gerçek bir prens oluyor gerçekten. Herkes etrafında, halası, amcası, kuzenleri, babaannesi herkes pervane oluyor etrafında. Herkes seviyor bizimkide havaya girip nasıl gülücükler, nasıl şımarıklıklar görmeye değer.

Kurban tatilimiz güzel geçti. Doruk için çok çok güzeldi. Dönüşümüzde sanki daha bir büyümüş, akıllanmış ve yaramazlaşmıştı. Kalabalık ve hat safhada sevgi bu bayram Doruk'u normalden biraz fazla büyüttü sanırım.

İnşallan tüm bayramlarımız bu tatiller gibi neşeli, sevgi dolu, kocaman bir aile olarak geçer..... Çocuklar için ne kadar önemli böyle günlerde aileleriyle birlikte olmak. Bizde karar verdik bayramlarda önce ailelerimizle zaman geçireceğiz ondan sonra istersek tatil programları yapacağız. Eskisi gibi bayram=tatil değil artık bizim için.

9 Mayıs 2010 Pazar

Anne günü!!

9 Mayıs 2010 İlk anneler günüm;
Artık bende bir anneyim…. Benim de anneler günümü kutlayacak bir bıcır var yanımda….. kendisi henüz farkında değil ama ilk anneler günümüzü birlikte geçiriyoruz.

Ben her zaman anneler günü, babalar günü, sevgililer günü gibi bilumum günleri hep ticari bulmuşumdur. İnsanlara para harcatmak, ihtiyacları olmayan şeyleri almaları için psikolojik olarak zorlamak için yaratılmış günler olduğunu savunurum ve bu günleri önemsemem. Ama yinede anneleri ve babaları onlar önemsediği için kutluyoruz tabiî ki…. Ama ben oğlumada benim düşünce tarzımı anlatmak para harcamanın hediye vermek için tek yol olmadığını öğretmek, anneleri ve babaları sadece bu günlerde hatırlayıp sevindirmenin saçma birsey olduğunu anlatmak istiyorum. Belki gerçekci bir duruş olacak ama benim Doruk’umun bu konularda ailesiyle aynı düşünmesini istiyorum ki, bu sadece bir konu biz çift olarak birçok konuda etrafımızdaki insanlardan farklı düşünür, farklı davranırız…. Önceliklerimiz farklıdır…. Oğlumuzunda bu kültürle, bu hassasiyetle yetişmesi en çok istediğimiz şey….

2010 anneler gününün hediyesi benim için ve babalar günündede babamız için bundan sonra hayatımızın sonuna kadar hayatımızda Doruk gibi bir boncuğun bizimle birlikte olacağı…. Başka bir şey değil.

Ama şimdi düşündümde, anneler günü ve babalar gününü bizim ailemize özel bir gelenek haline getirip, bu günlerde çekirdek aile olarak yapacak geleneksel bir şey yaratabiliriz. Bizim ailemize özel bir gelenek. Bu konu hakkında kafa patlatırsam mutlaka harika bir şey bulurum. Doruk büyüdüğünde de bunu kendi çocuklarıyla devam ettirirse, al işte dünyaya bir iz bıraktın gitti…. ;)

Yalnız bütün gün çok güzel süprizler yaşadım. En büyüğü canım dedemin beni arayıp ilk anneler günümü kutlamış olması….. gerçekten çok duygulandım. Sonra arkadaşlarımdan gelen mesajlar ve telefonlar. Benim küçük sıpam farkında olmadan bana çok güzel bir gün yaşattı.

Babamızın bana yaptığı süprizde bize kalsın J

Bu arada, Pınar süt reklam müziği bu ay devamlı dilimdeydi. Sözleri beni çok duygulandırıyor. Prensiminde çok hoşuna gidiyor. Kim yazmışsa yüreğine sağlık.

Annedir yüreği fazla dayanamaaaaz
Herkes bıksa benden, annem bana doymaaaz
Öper besler beni, unutur kalbinde
Annem burda olsun bana bişey olmaaaaz

Hergün bakar bana, kusurumu görmeeeez
Günler gece olsa o ışığı sönmez
Ellerim büyüdü avuçlarında
Bi tek annem olsa bana bişey olmaaaz

Bu anneler gününde bir şey daha anladım. Bizler çok şanslı bir kesimiz beklide kadın olarak. Güzel şeyler yaşıyor güzel şeyler anlatıyoruz etrafımızdakilere. Çocuklarımıza istediklerini alabiliyoruz. Hediyeler bekleme lüksünü  gösteriyor gelmese şımarıklıklar yaparak alıngan ve üzgün olmayı hak buluyoruz kendimizde.  Ama madalyonun birde diğer tarafı varki, bugün gazetelerde, tv de gördüklerim beni mahvetti. İçim param parça oldu. Dünya nasıl bu hale gelebildi, bizim çocuklarımız hep iyi insanlarlamı karşılaşacak diye kendimi parçalamama, üzülmeme, ağlamama neden oldu.

 Sağlıklı çocuklarını doktor hataları yüzünden sakat doğuran anneler, kendilerine muhtaç çocuklarını hayatları, kariyerleri, sağlıkları uğruna en iyi şekilde yetiştirmeye çalışan anneler, babaları ve üvey anneleri tarafından öldüresiye dövülen bebekler. Dünya da bunlar olurken anneler gününde yapacak daha önemli şeyler olmalı sanırım. Ben bu anneler gününü bizden daha fazla hak eden annelere saygı duruşunda bulunmak ve şanslı olduğumuz için şükretmek istiyorum.

23 Nisan 2010 Cuma

23 Nisan 2010

Bugün 23 Nisan, oğlumuzun ilk çocuk bayramı… daha doğrusu şu an için bugün ona bebek bayramı…. Önümüzdeki sene elimizde bayrağımızla bir yerlerde 23 Nisan’ı kutluyor olacağız. Çok heyecanlıyız. En son 12 yaşımda 23 Nisan’ı kutlamıştım sanırım. Doruk paşayla beraber yeni bir heyecan daha giriyor hayatımıza. Hersene bu heyecanımız büyüyecek. Ben her sene 23 Nisanlarda mutlaka bir şiir okurdum. 7 sene sonra belki Doruk’un 23 Nisan’da kostümlü şiir okuyan videolarını çekiyor olacağız. Oğlumuza seneye 23 Nisan’da Atatürk’ün bizim için ne kadar önemli olduğunu ilk kez anlatmaya çalışacağız. Büyük ihtimalle Şişli’de Atatürk’ün evini gezmeye gideceğiz.

Doruk’un evdeki ilk görevlerinden bir tanesi resmi bayramlarımızda balkonumuza bayrağımızı asmaktan sorumlu olmak olacak. Bu görevi şimdiye kadar ben yapıyordum. Bayağıda aksattığım oluyordu. Eminim benim boncuğum bu görevi büyük bir zevkle yapacak. Bizim içinde en büyük zevk ona bayramların anlamlarını anlatmak olacak…..

Küçük prensim ve benim için 23 Nisan’ın başka 1 hatta 2 anlamı daha var. 23 Nisan babamızında doğum günü… Benim doğum günümde tanıştığımız için 23 Nisan da evlenmeyi çok istemiştik ama resmi tatil olduğu için ayarlayamamıştık. Bizde 22 Nisan olsun dedik. Ama gönlümüzde biz 23 Nisan’da evlendik. Hatta yüzüklerimizin içinde 23 Nisan yazıyor evlilik tarihimiz.

Yani seneye 23 Nisan’da 3 önemli olayımız var çekirdek aile olarak kutlamamız gereken. Zira biz bu sene oğlum henüz minnacık olduğu için kutlama yapamadık. Nevzat’la Nişantaşı’nda çok sevdiğimiz Aşk Kahve’ye gidip Aşk-ı Memnu tatlısı yiyip kahve içebildik ve oğlumuz bizimle olduğu için, birlikte olduğumuz için şükrettik. Neyse seneye acısı fazlasıyla çıkarılacak.