Datça'ya geldik. İşlere hızlı bir şekilde başladık. Doruk için herşey değişik ve dikkat çekici olsada çoğu zaman bahçe içinde kocaman bir binada olmaktan huzursuzluk duydu başlarda. Yanında bizden biri olmadan bir yerden bir yere gitmiyordu.
Neyse, zamanla alıştı ve şu anda nerden girip, nerden çıkacağını öğrendi ve tedirginlikleri bitti. Bu arada Datça'da çok önemli bir gelişme yaşadık ve Doruk'u kreşe verdik. İlk gün yanında kaldım neler yaptığını görmek için. İlk gün çocuklar birbirini tanımadığı için birbirlerine karşı mesafeli dursalarda 2. gün tüm mesafeleri aştılar. Okula girer girmez herkes "Doruuuuk" "Doruuuuk" diye bir kolundan çekiştirip duruyor. Oda bir havalarda şimdilik yarım gün okuluna zevkle gidiyor. Daha bir dakika bile ağlamışlığı yada anne baba diye tutturmuşluğu yok. Ben tabiki grur duydum oğlumun kendine ve bize olan güveninden dolayı. Öğretmenleri ise çok şaşırdılar. Şimdiye kadar arıza çıkarmamış 2-3 çocuktan biriymiş Doruk.
Bu arada, okula hergün motorsikletle gidiyor. Buda onun için ayrı bir eğlence... Motora binişi ve inişi görülmeye değer. Her sabah onu yol ederken kısacıkta olsa aklımdan "oğlum nasılda çabuk büyüyor" diye geçiyor. Gülümsüyorum.
Aylık Gelişim Yazıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aylık Gelişim Yazıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Mayıs 2012 Pazartesi
Kreş'e başlarken...
25 Nisan 2012 Çarşamba
Bak kim konuşuyor?
Etiketler:
Aylık Gelişim Yazıları,
Küçük Anılar,
Replikler
18 Şubat 2012 Cumartesi
Küçük Prens 2 yaş kontrolü
27 Aralık 2011 Salı
7 Kasım 2011 Pazartesi
Küçük Prensim 21 aylık
| Kurbağa popo! |
Benim canım oğlum 21 aylık oldu. Artık eskisi gibi gelişim verileri tutamıyorum. Çünkü artık kendi başına, ortamına, arkadaşlarına göre bir gelişim eğrisi var. Bunu ne biz, ne de doktorlar tahmin edebilir.
15 Ekim 2011 Cumartesi
Doruk neler yiyor?
![]() |
| Fotoğraf için Latife Tunç'a teşekkürler! |
Doruk'un 21 aylık olmasına 1 hafta kaldı. Ve işte 21 aylık Doruk'un menüsünü açıklıyorum.
13 Eylül 2011 Salı
Emzirmeyi bitirmek yada bitirmemek işte bütün mesele bu.......
Herşey tatilimizin son günleri artık iflah olmaz bir şekilde Doruk'un meme düşkünlüğüne benim tahammül edememem artı gece uykularımızın artık saat başı uyanmalarla bölünmesiyle başladı.
27 Temmuz 2011 Çarşamba
Küçük Prens 18 aylık
Ohhhh be biz de sonunda 1,5 yaşında olduk. Yanlız ben hala söylerken zorlanıyorum. Soranlara zaman zaman 1,5 aylık diyorum. Ağzımdan öyle çıkıyor çünkü 1,5 yaş pek bir büyük geliyor hala bana. Oğlumda büyüdü, kocaman, tripleri olan bir çocuk oldu ama ağzım kabul edemedi. Ben de hala 18 aylık diyorum kolay olsun diye...
7 Temmuz 2011 Perşembe
Küçük Prens 17 Aylık......
Bir ay daha büyüdü oğlum. Binlerce şükür herşey yolunda. Herşey harika. Bu ay yine doktor kontrolümüz ve aşımız yoktu. Ama büyüdüğünü görmek için artık doktora ihtiyaçta yok. Her sabah uyandığında daha büyümüş, serpilmiş akıllanmış bir çocuk olarak kalkıyor. İşe gelmeden evde kaldığım o 1 saat içinde yaptıklarına o kadar çok şaşırıyorum ki, işe gidene kadar yaptıklarını düşünüyorum. Benim oğlum nasıl bu kadar büyüdü, daha dün değilmiydi yahu ayağını ağzına götürecekmi, adımını ne zaman atacak diye konuşmalarımız.
Mesela, beni en çok duygulandıranlardan biri. Her sabah babasının kucağında beni kapıda yol ediyorlar iken, artık yan yana ayakta duruyorlar, el sallıyorlar ve kapıyı suratıma baaam diye vuruyorlar birlikte. :)
Neyse ne işte..... biz bu ay evde boy ve kilosunu merak ettiğimiz için ölçtük. Ama resmi olmayan veriler olduğu için buraya yazmak istemedim. (rakamlar iyi ama korkacak birşey yok :))) 23 Temmuzda 1,5 yaş kontrolümüzde resmi sonuçları açıklayacağım.
Yemek konusunda geçen ay oluşan duraksama dönemi bitti ve artık pişen yemeklerden hep birlikte yiyoruz. Çorba, makarna, pilav, köfte, börek çok sevdikleri. Bu ay yeni olarak çok zararlı olmasına rağmen sosis denedik ve tabiki tüm çocuklar gibi bayıldı. Korktum hatta butun paketi bitirecek diye. Sosis sayfasını şimdilik kapattık. En zararlı ve gereksiz yemek olduğu için 3-4 yaşında özel günlerde yenecek bir yemek alternatifi olarak kalmasını istiyoruz. Birgünde Saray'da döner yedi. Onu da sevdi. Buda yine dışar yemek alternatifi olarak defterimize not alındı.
Meyva yemiyordu. Hala yemiyor. Uzun bir sürede yemeyecek gibi. İğrenç birşey olduğunu düşünüyor bilmiyoruz neden. Bu konuda gerçekten çok istikrarlı bir çocuk. Çizgisinden şaşmıyor.
Kuruyemiş seviyor. Badem, Ceviz ve patlamış mısır manyağı diyebiliriz kendisine.
Bu ay ilkkez cherios tattırdım. Ballı. Çok çok sevdi. Bayıldı. Aksamları yemekten sonra, yatmadan önce tatlı niyetine Peppee izlerken yemesine izin veriyorum. Tokta tutuyor hem.
Uyku olayımız muhteşem. Nazar değmesin. Akşam uykusu geldiğinde (20.00 - 21.00 arası. Asla geçmez.) yanıma gelip başını kucağıma koyuyor "Memme" diyor. "Yatıyormuyuz oğlum. Hadi tavşanı al gidelim o zaman" diyorum. Koşuyor o akşam kiminle uyumak istiyorsa onu kapıyor ama çoğunlukla tavşanı tercih ediyor. Diğer arkadaşlar, fil, ayı, köpek ve kuzu kardeşler.
Sonra koşa koşa yatağımıza gidiyoruz. biraz meme emip max. 15 dk. içinde gece uykusuna geçmiş oluyor küçük adam.
Öğlen uykularındada baştaki aynı serenomi oluyor. Babayla birlikte gidip yatağa uzanıyorlar ve 15 dk. içinde 2-2,5 saat süren oğlen uykusuna geçmiş oluyor. Uyku düzenimiz inşallah hep böyle devam eder.
Sabah kalkış 6.30-7.30
oglen yatış 12.30-13.30
Akşam yatış 8.00-9.00
Toplam günlük uykusu: 13 saati rahat buluyor.
Yanlız bu ay çok komik bir gece geçirdik. Aynı gece iki kez yataktan düştü Doruk. Ama ikisindede uyumaya devam etti. Bilmiyorum bu yaşlar böylemi ama bu çocuğun açı eşiği acaaayip yüksek. Artık düştüğünde yada bir yerlerini vurduğunda ağlasa sızlasada anlasam ne olduğunu demeye başladım.
Parkta koşarken yuvarlanmış 2-3 kez betonda. Bütün park şok vaziyette ona bakarken babası koşmuş kaldırmış kucağına almış birşeyi varmı diye bakmak için. Bizim voltran babasının kucağından kendini attığı gibi koşmasına devam etmiş. Önüne koyduğum en sıcak yemekleri bile ağzı teneke kaplıymışcasına lüpleten yine benim oğlumdur.
Aman nazar değmesin. Hep böyle güçlü, dayanıklı bir çocuk olsun inşallah.
Bir anne için çok önemli gelişmelerden biride herhalde artık çocuğunun kendi kendine oyun kurabilmesi ve oyalanabiliyor hale gelmesi sanırım. Çünkü ben artık gün içinde evde daha rahat vakit geçirebiliyorum.
Doruk'un bu aralar nelerle oynadığı bir sonraki yazımın konusudur. Ama önemli olan artık kendi başına oyunlar kurabilmesi ve bunlara istediği zaman çevresindeki insanları kendi kurallarını kurarak oyuna dahil etmesi. Bunları yaparkende oyunun çocuk hayatında ne kadar önemli olduğunu anlıyorsunuz zaten.
| İpek - Ceren - Oğluş - Duru |
Bu ay yine sosyal kelebek modundaydık. 1 haftasonumuz Nurturia'nın Göztepe pikniğinde geçti. 1 haftasonuda Doruk'un arkadaşları bize geldi. Doruk hepsinde tam puanları topladı. Hele bizim eve misafir gelince resmen deli oluyor bu çocuk. Bütün evi gelen kişinin önüne koyuyor. Misafirperver çocuk Doruk paşa.... :)
Yeni bir sürü kelimesi var. Bazılarınıda biz hiç anlamıyoruz. Aklımda kalanlar;
Para, aşkım, mı (anlamı müzik), çiçe (çiçek)
EEE gelelim bir olumsuzluğa. Doruk'un da ağlama krizleri başladı. Bazen nedensiz yere kendini yere atıp çığlıklar atarak ağlama krizlerine giriyor. Sakin olup onu yanlız bırakıyorum o zamanlarda. Genelde hep evde oldu bu. Dışarda olduğunda napacağız bilmiyorum. Ama bu 2 yaş sendromu geliyorum diyor resmen yahu...
25 Mayıs 2011 Çarşamba
Küçük Prens 16 aylık
Dolu dolu, hergünü şahane, hergünü şaşkınlıklarla dolu bir ay daha bitti.
Bu ay doktor kontrolümüz yok. Boy kilo ölçüm bildirimi yapmayacağım. Çünkü kendim ölçmek biçmek istemiyorum. Biliyorum zaten oğlumun maşallahı var boyu güzel uzuyor (ulaşamadığı tüm çekmecelere çok güzel uzanıyor). Kiloda zaten artık gram gram alıyor normal olarak. Derdim değil yani bunlar. 1,5 yaşında süpriz olsun bunlar bize :)) Ama şunu yazmalıyım. 16 tane kocaman dişimiz var. Duyan şaşırıyor. Biz bayılıyoruz o minik ağıza. Sanırım 2 yaşına kadar 32 dişi tamamlıcak bizim paşa.
İlk olarak geçen ayın son günleri beni endişelendiren "Gece terörü" konusuna dönersek: 2 gece üst üste bu ağlamaları yaşadıktan sonra bir daha çok şükür ki tekrarı olmadı. Bu yüzden bu ağlamaların gece törörü değil, bizim anlayamadığımız bir nedenle Doruk'un canının birşeylere sıkıldığını ve bunu bu şekilde bize gösterebildiğini düşünüyorum. Belki de Aylin Annenin ve Delianne'nin dediği gibi özellikle benimle ilgili bir sıkıntısı olabilir. Sonuçta artık herşeyin farkında. Mesela artık sabahları benim işe gitme saatimi biliyor. Peşimden ayrılmıyor. Sabah kalkar kalkmaz kucağıma gelmek, hep sarılmak istiyor. Arkamdan ağlayıp kendini duvarlara atmasada, kapıdan çıkarken el sallamaya çalışsada, bunun onu mutsuz ettiğini görüyorum. Ama alışacak sonuçta o çalışan bir annenin çocuğu. 1 hafta acaba bu gece yaşarmıyız aynı şeyi diyerek uyudum. Neyse, sonuç olarak o iki gecenin bir daha tekrarlanmamasını yürekten diliyorum.
Bu ay bol bol kıpraştık Doruk'la birlikte. Sırasıyla
Bide google'la 1 mayıs doruk bebek yazın. Bakalım karşınıza neler çıkacak. :)) oğlum bu yılki 1 Mayıs'ın ünlüsü oldu.
Anneler günü emzirenannelerle kahvaltımız https://picasaweb.google.com/115402339516568328947/1AnnelerGunuKahvaltS?authkey=Gv1sRgCIzH0NSzr4e2cw#
15 Mayısta oğlumun oyun grubu arkadaşlarıyla buluşmamız
https://picasaweb.google.com/115402339516568328947/15MaySKKOyungrubu?authkey=Gv1sRgCL7SyqLh2qXxywE#22 Mayıs emzirenanneler oyun grubumuzla Maçka parkı buluşmamız
https://picasaweb.google.com/115402339516568328947/MackaParkKPrasmas?authkey=Gv1sRgCNb0nIKkvP3S4wE#
Bunlara ek olarakta babasıyla hergün Mıstık parkı müdavimi oldular bu ay.
Gelelim canımın içinin bu ayki gelişim durumuna.......
Artık gece uykusuna geçerken beni öpüyor öpüyor boynuma sarılıyor yanağımı sıkıyor o şekilde uykuya geçiyoruz. Harika bir duygu. Hatta bazen gece uyanıp beni öpüyor sıpa. (hala koyun koyuna birlikte yattığımızı belirtmeme gerek yok sanırım :))
Koltukların ve yatakların üzerinde yürümeye bayılıyor. Biliyorum sıçramayı keşfetmesine 1 adım kaldı. Kafayı yarmadan bu dönemi atlatırsak iyidir.
Kamyonunu vın vın uçağını huv huv diye kullanarak oynayabiliyor. Kitapları en sevdiği eşyaları şu anda. Sonra boy boy topları ve ittirmeli-çektirmeli oyuncakları seviyor. Neredeyse kendisinden ağır tencere ve sepetleri taşımaya bayılıyor.
Hatta geçen sabah odasındaki kilimi çeke çeke büyük bir gayretle yatak odasına kadar getirip bıraktı minik sıpa :)
Tencerede yemek pişirip öncelikle bize sonrada küçük tavşan kardeş, kuzu kardeş, ayı kardeş şeklinde beslemeyi seviyor.
Yeni bir sürü kelimesi var. Aklımda kalanlar: Mamun (maymun), Teyik (terlik), bop (top) pep (pepe çizgi filmi)
Evde birşey için mızır mızır yaparken kendisine "Kes" diyen annesine "Kes", kapının dışına çıkınca "geç içeri" diyen annesine "geç" dedi.
Evde artık her delik onun merak konusu çünkü rahatlıkla ulaşabiliyor. Çekmeceleri çok güzel açıyor. Klozet zaten vazgeçilmezi. O yüzden evde güvenlik önlemlerimizi arttırdık. Bir sonraki yazı konumdur.
Not: 17. aya emzirmeye devam ederek girdik......
Etiketler:
Aktivitelerimiz,
Aylık Gelişim Yazıları,
gece terörü
2 Mayıs 2011 Pazartesi
Küçük Prens 15 aylık
15 aylık olduuuukkkk....
Boy: 82
Kilo: 10,700 gr.
Baş: 45 (annesi gibi küçük kafalı)
Her şeyimiz yerinde, her şeyimiz yolunda.... Gelişimimiz çok güzel gidiyor. Bir sorun yok.... Merdivende çıkıyoruz, üzerimizdeki kıyafetleri çıkartma eylemleride yapıyoruz.
Pürüzler var amaaaaaa
Mesela; Doruk tatlıdan ve meyvadan hala nefret ediyor. Son 1 haftadır nezle olduğu için portakallı vitamininide içmeyi bıraktı. Süt alerjimiz hafifte olsa devam ediyor. Bebekken verdiğim kavanoz meyva pürelerini tekrar vermeye başlayacağız.
Bugünlerde en sevdiği şey kitaplar. Ağzımızdan kitap lafı çıkar çıkmaz koşuyor odasına, kapıyor bir kitap, burnumuza sokup okuda oku diye tutturuyor. Okumaya başlayınca hemen yanımızda küçük poposuna yer açıp oturup hem dinliyor hemde bazı yerleri kendisi anlatıyor.
Diğer sevdiği şey top oynamak. daha şimdiden evde boy boy 6 adet topu var. Geçen ay aldığım bowlinglede babasıyla birlikte zevkle oynuyorlar. Arada bowlingin kupalarını kafamıza yiyoruz ama olcak o kadar :)
Bir sürü kelimeleri var: sıfır (çıfı)- bir - altı - kedi - çorap (pap) - fil
Bu ay ilk defa evdeki bir şeyi kırdı. Porselen bir salata kâsesini kırdı. İlk defa kırılan bir şey gördü şaşırdı. :)
Bu ay ilk defa masanın kenarıda dudağını çarparak patlattı ve ilk kanlı hasarını yaşadı. 1 Mayıs ta gösterilerde babasıyla ilkkez tv ye çıktı.
Oğlumla birlikte ilk anne-oğul tatilimizi yaptık. Şirketle birlikte 1 gece konaklamalı Polenezköy yaptık. Bizim için çok değişik bir deneyim oldu. Hava güzel olsaydı Doruk daha güzel vakit geçirirdi. Ama oğlumun yeni bir huyunu öğrendim. Yabancı bir yerde tuvalete gidememe problemi yaşıyor benim küçük adamım. :)
Bol bol sarılıyoruz, bol bol öpüp kokluyoruz birbirimizi. Dans etmeyi çok seviyoruz. Özellikle Haydn çalıyorsa Doruk'u durduramıyoruz :)))
| Mıstık Parkı ve kuşlar |
Son hafta bizi şaşırtan 2 gece yaşadık. Bu zamana kadar Doruk geceleri arıza çıkaran, kalkıp oyun isteyen, mızmızlanan bir bebek hiç olmamıştı. Emme dışında kıpraşmaz ondada gözü kapalıdır zaten. Ama geçen perşembe sabah 6 da bir çığlık kıyametle uyandı. O nasıl bir ağlama anlatılmaz. Ve bağrarak. Nevzat yandaki komşunun camdan bakıp sesi aradığını sonrada sinirli sinirli camını kapadığını söyledi. (çokta umrumdaydı!) yani nasıl bir ağlamaki yandaki apartmandan duyulmuş. Ne meme istiyor, ne pışpış istiyor, ne sevgi konuşma istiyor. Ne yapacağımızı şaşırdık. Tek istediği benim ve ayağa kalkıp ayakta dolaşmam gerekiyorki 5 dk. sonra benim için artık bu mümkün olamıyor. Ve ben oturur oturmaz çığlık gene başlıyor. Neyse 1 saat biraz ağlatarak, biraz dolaştırarak geçirdim. Paşa bir anda baktım gece uykusuna kaldığı yerden devam ediyor. O saatten sonra tabi bende uyku yok.
İkinci gece bu sefer sabah tam 4'te yine çığlık kıyamet uyandık. Ne olduğunu anlamadık. Nevzat alıyor onu istemiyor. Sadece ben!
İşte o zaman bu işte birşey var dedim. Ertesi gün doktor kontrolümüzde sordum Aylin'e.... kontrolde herhangi bir kulak, boğaz enfeksiyonu çıkmadığı, ateşi olmadığı için anlattıklarımın "Gece terörü" olabileceğini düşündü. Yapılacak birşey yokmuş. Sadece sakin olacağız ve geçmesini bekleyeceğiz.
Şimdi ben internette çok araştırdım. Arkadaşlarımdan bir sürü fikirler aldım. Bunları toparlayacağım ama önce bizim ki gerçekten "gece terörü" mü anlamam lazım. Çünkü 2 akşamdır kriz geçirmedi Doruk. Şu an bir kriz haritası çıkarmaya çalışıyorum. Umarım yanlış alarmdır.
Bir dahaki kontrolümüz 18. ayda... yani 1,5 yaşında :) yani Temmuz'daaaaa
24 Mart 2011 Perşembe
14. ay doktor kontrolümüz
14 aylık olduk..... Zaman su gibi akıyor.....
Bu ay ki doktor kontrolümüzün sonuçları şöyle;
Boy:79
Kilo:10,500 gr.
Baş: 45,5
Genel olarak gelişimimiz çok iyi. Birçok konuda doktorumuz bile şaşırdı yapabildiklerine.
Detaylara gelince:
Evde çöp kutularını babamız boşaltır. Nevzat çöp kutularıyla uğraşmaya başlar başlamaz Doruk oğlan kapıyor bir poşet önce kendi bez çöp kutusuna poşet takıyor (takmaya çalışıyor) bazen babasının taktığı poşeti beğenmeyip onunkileri çıkarıp kendi istediğini takıyor.
Pelüş hayvanları var ve babasıyla bu hayvanların devamlı seslerini taklit ediyorlar. Artık hayvanlar ortada yokken sesini cıkardığımız hayvanı gidip bulup getiriyor.
"Oğlum hadi TV yi açalım" dediğimde kumandayı, "hadi bir kitap bul getir okuyalım" dediğimde kitaplarından birini kapıp getiriyor.
Kitap okumamıza bayılıyor. Ama bende "bayılıyorum" çünkü bir kitapı abartısız 20 kez sil baştan okutuyor. E insana baygınlık geliyor. Nereye kadar yani. Biz okurken oda devamlı konuşuyor. Ne dediği anlaşılmıyor ama.
İştağı çok iyi. Sadece 600 gr. almasının nedenini doktorumuz alerjiden dolayı birçok şeyi yememesine ve yürümeye başladığından dolayı heryere koşarak gitmeye çalışmasına bağladı. Benim oğlum vejeteryanmı olacak derken, bu ay ki menümüzde kıyma gözbebeğimiz oldu. Çok şükür! Kıymalı sigara böreği, kıymalı tarhana çorbası, ekşili köfteye bayıldı bayıldı oğlum. Özellikle blenderdan geçirmiyorumki çorbanın içinde kıymaları görsün diye. Öyle daha çok seviyor.
Artık yemek yerken kendi başına yemek istiyor. Çatalı ve kaşığı baya iyi kullanıyor. Ağzına götürürken yarısı yere gitsede yine de ağzına yemek koymayı becerebiliyor. 1,5 yaşında kendi başına yiyebileceğini düşünüyorum ben.
Meyvayla hala yıldızımız barışmadı o yüzden bu ay vitamine başladık destek yapmak için. Portakal aromalı bir şurup. Şimdilik içiyor paşa. Bakalım. Devit 3 ü kestik ama kan damlasına devam ediyoruz.
Bu ay 2 üst köpek dişlerimizde çıktı. Azılar artık çıkışlarını tamamladılar sanırım. Arada dişlerden dolayı huzursuzlanmalar olsada yine çok iyi idare ediyor minik oğlum.
Bu ay, günde 2 kere yaptığımız gündüz uykularından tek uykuya geçtik. Geceleri daha derin uyuyor artık. Yine meme emmeye devam ettiğimiz için gece uyanmalarımız oluyor 2-3 kez ama buna da çok şükür.
Sabah 7.30 kalkış - Öğlen 12.30 yatış 15.00 gibi kalkış - akşam uykusu 20.00-21.00 arası yatış.....
Oğlum bu ay bebek odasından toddler odasına geçiş yaptı. Odasını onun rahat edebileceği, canının istediği gibi hareket edeceği bir alan olarak değiştirdim. Bence çok güzel oldu. Oda çok memnun. Özellikle yatağı ilk geldiğinde odasından çıkmak istemedi. Detaylı resimleri bir sonraki yazımda olacak.
Bunlar dışında evde oyuncakları dışında herşeyle çok ilgili. Yaptığımız herşeyin içinde, burnunu sokmadığı birşey yok. Yemek yaparken yapılışını seyretmek istiyor. Çamaşır yıkanacağında makinayı doldurmak istiyor, Asarken asmak istiyor. Evde birşeylerin yerini değiştirmemizden hiç hoşlanmıyor eski yerlerine götürüp götürüp duruyor. Dans etmeyi çok seviyor. Klasik müzikte bile kafayı sallayıp dans etmeye çalışıyor. :) çok neşeli mutlu olduğunda kendi kendine şarkı mırıldanıyor. Kızdığında sesini kartlaştırıp bize bağrıyor. Yani evimizin en kıymetli, değerli kişisi kendisi. Biz de elimizden geldiğince ona ayak uydurmaya çabalıyoruz.
Kontrol sırasında doktorumuz bize "Doruk merdivenlerden çıkabiliyor mu?" diye sordu. Nevzat'la ben şaşırdık çünkü şimdiye kadar bunu denetmek hiç aklımıza bile gelmemişti. Koltuklara, merdivene, sandalyelere, masalara tırmanıyor ama merdiven çıkıyor mu bilmiyoruz dedik. Sonra eve dönerken bizim apartman merdivenlerinde bir deneme yaptık ve benim akıllı küçük bızdık oğlum sanki yıllardır merdiven çıkıyormuş gibi pıt pıt pıt çıkıverdi basamakları. Sonra şirkette bunu Doruk'tan daha büyük çocukları olan arkadaşlara anlattım. Meğerse bu ayın önemli bir gelişim göstergesiymiş bu merdiven çıkma olayı. Her doktor sorarmış. Yeni birşey öğrenmiş olduk bizde. Neyseki, başarılı bir şekilde atlattık bu gelişimimizide.
Yine bu ay yapılan kontrollerden biride, doğumda yapılan kalça muayenesinin tekrarlanması oldu.
Sonra muayenemiz biterken, oğlumun doktoru Aylin teyzesiyle (doktor fobisi olmaması için biz doktor değil Aylin teyzeye gidiyoruz diyoruz kendisine) bir fotograf çektik. Birlikte hiç fotografları yoktu ikisinin.
14. ayımızda böylece bittiiiiiiii!
16 Şubat 2011 Çarşamba
İlk adımlar......
Doruk'u 9. ayında yürüteçle tanıştırdık. İlk gün hiç sevmedi çünkü yerde yuvarlanarak istediği yerlere zaten gidiyordu. Anlamadı ne işe yaradığını. Ama sonra farketti ki bu yürüteç denen şeyle daha fazla gezebiliyordu. Tamam her uzandığına ulaşamıyordu ama annesinin arkasında dolanıyordu. Hatta yürütecin içinde evdeki herkesin o anda neler yaptığınıda kontrol altında tutmayı başarabiliyordu.
Onun yürüteçte olduğu zamanlar, bana evi toparlamak, iş yapmak için zaman kazandırıyordu. Açıkcası yürüteci tercih etmemin tek sebebi budur. :) Yine de yürüteçte fazla tutmamaya özen gösteriyordum. Ne de olsa doktorumuz önermemişti. İllaki koyacağım dersenizde 9. aydan sonra kullanın demişti. Bu arada, yürümeyi geciktirdiğini söyleyenler bile oldu. Ama zaten bu çokta umurumda değildi.
Neyse, bu saltanatımız 2 ay sürdü çünkü Doruk paşa 2 ay sonra yürüteci görür görmez bağırmaya başladı. Neden? Çünkü artık her yere sıralayarak, tutunarak, emekleyerek pire gibi yetişip ulaşıyordu. Yürüteç onun için bir engel oluşturmaya başlamıştı. Tutunarak her yerde durabiliyordu. Nispeten bizim icin zordu tabiki çünkü düşme olasılığı vardı. Arada sırada da farkında olmadan, hiçbir şeye tutunmadan ayakta kalmaya başlamıştı Farkettiğinde kendini yere atıp emekleme pozisyonu alıyordu. Bu dönemde de: emekleyen çocuklar geç yürür yorumları gelmeye başladı. Tabi yine benim umrumda değil. Zira yürüyen çocukların ne kadar yorucu oldukları, annelerin babaların yürümedikleri zamanları mumla aradıklarını duyuyordum.
Ve günlerden birgün Doruk artık ellerini bırakarak kendini masadan koltuğa, koltuktan sandalyeye, sandalyeden kapıya itmeye başladı. ve bir akşam arka arkasına 7-8 adım attı. Buna şahit olmak harika bir duyguydu benim için. ama ben hala emin değilim. Acaba benim küçük pire oğlum yürüyor muydu? Sonunda birkaç arkadaşa sordum böyle böyle diye. Onlarda "yürümüş kızım ne yapsın cocuk daha" dediler.
Veeeeee bizde yürüyen toddler kıvamına böylece girmiş olduk. Onu yürürken seyretmek ayrı bir zevk. İnsan gözlerini alamıyor bu büyük gelişme karşısında. Doruk 1 hafta sonra da bir baktık resmen koşuyor. Ama nasıl bir koşma! bu kadarmı komik olur. Çoğu zaman da hızını ayarlayamıyor ama yüzündeki o telaş varya o telaş....... İlk dişinden sonra beni en çok heyecanlandıran ikinci şeydir yürümesini seyretmek.
Canım oğlum her ilkin bizim ailemiz için ne kadar önemli, ne kadar büyük bir değişim.....
Küçük bir bilgi notu: Yürüteç ve emeklemek çocukların yürümelerini geciktirmez! Yürüteç doktorlar tarafından sağlık açısından önerilmiyor. Ama 9 aydan sonra zaten yürüteçe alışma olasılığı yok çocukların. Zamanı kaçmış oluyor. Yuvarlanmak, sıralamak, emeklemek yürümenin aşamalarıdır. Çocukların bunları yapmasına izin vermemiz gerekiyor. Bu dönemde, ayakkabı olarak birşey kullanmıyoruz. Mümkünse çıplak ayak yada kaymaz çorap. Ayakkabı kullanmak çocukların ayak yapılarına zararlı ve taraklı ayaklara, topuk kaymalarına neden olabiliyor.
Küçük bir bilgi notu: Yürüteç ve emeklemek çocukların yürümelerini geciktirmez! Yürüteç doktorlar tarafından sağlık açısından önerilmiyor. Ama 9 aydan sonra zaten yürüteçe alışma olasılığı yok çocukların. Zamanı kaçmış oluyor. Yuvarlanmak, sıralamak, emeklemek yürümenin aşamalarıdır. Çocukların bunları yapmasına izin vermemiz gerekiyor. Bu dönemde, ayakkabı olarak birşey kullanmıyoruz. Mümkünse çıplak ayak yada kaymaz çorap. Ayakkabı kullanmak çocukların ayak yapılarına zararlı ve taraklı ayaklara, topuk kaymalarına neden olabiliyor.
14 Şubat 2011 Pazartesi
Bir haftasonu büyümek
Cuma gecesi ani ağlamalar eşliğinde uyanarak geçti. Nedenini haftasonu anladım. Cumartesi ve Pazar günü bize marifetlerini gösterdi.
Fotoğrafını çekemedim tabiki, cumartesi sabaha karşı emzirmem için beni kolumdan çekiştirerek kaldırdı. Resmen şok oldum.
Çamaşır asarken leğenden çamaşırları sırasıyla uzatıyor.
Benim eşyalarımı bana, babasının eşyalarını babasına vermeyi biliyor. Kendisinin olanlarıda elinde sıkı sıkı tutuyor. Özellikle çoraplarını elinden bırakmıyor. Bütün gün elinde bir çorapla dolaşıyor.
Diğer yaptıkları;
| Banyodan sonra saçlarını kendi taradı...... |
| TV'na ulaşmaması için koyduğumuz sehpanın üzerine çıkıp oturdu. |
Çatalla yemek yemeye bayıldı.
| Anahtarı eline aldı ve doğruca kapıya giderek deliğine sokmaya çalıştı. |
| Ben birşeyler yazarken oda gözetimim altında birşeyler karalasın diye düşünüp eline verdiğim renkli kalemleri ve defteri görünce ağlamaya başladı. Bunu anlamış değilim. Sanırım bana kızdı ama neden? |
25 Ocak 2011 Salı
12. ay doktor kontrolümüz
| Kızarmış ekmek ve labne peynir |
Bu ay doktor kontrolümüzü doğum gününden sonraki ilk gün yaptık. 1 yaş aşımız doğumgünümüzü sabote etmesin diye doktorumuz böyle olsun istedi bizde tamam dedik.
Aşımızı olduk ve beklenen yine olmadı. Ateş ve huzursuzluk olmadı. Bu aşının döküntü yapma olasılığıda varmış oda olmadı. kocaman aferin benim oğluma. Kızamık kızamıkçık aşısı oldu. Bir sonraki aşımız 15. ayda.
Kontrolümüzde herşey mükemmel denecek kadar iyi.
Gelişimimiz çok güzel. Boyumuz kilomuz çok iyi. Hatta boyumuz normalin biraz üstünde. 1 yaşına kadar hiç antibiyotiksiz bugünlere geldik çok şükür.
Henüz yürüme belirtisi yok. Ayakta duruyor Doruk oğlan ama adım atmıyor. Hemen oturup emeklemek kolayına geliyor. Pire gibi emekliyor. Tutunarak evin içinde dolaşıyor. Ellerinden tutup yürütüyoruz arada sırada adım atıyor ama çokta zorlamıyorum açıkcası. Nasıl olsa zamanı geldiğinde kalkıp yürüyecek ve ben o zaman biraz otur oğlum diye yalvaracağım.
Yemek düzenimiz çok şükür iyi. Bazen öyle güzel ve çok yiyiyorki korkuyorum, durdurmaya çalışıyorum. Biz ne yersek yemek istiyor. Elimizde birşey görmeye görsün, koşa koşa (4 ayak üzerinde tabiki) nasıl bitiyor dibimizde görmek gerek. Geçenlerde eline yarım soğan verdik. Ama seveceğini hiç düşünmemiştik. Fırlatıp atar demiştik Nevzat'la birbirimize. Ama bizim oğlan soğana aşık oldu. 1 dilim rahat yedi. Elinden zar zor aldık. Ağzının kokusuda çabası :) Ama meyvayı hiç sevmiyor. Eline ne versek iğrenç birşey vermişiz gibi bakıp fırlatıp atıyor.
Süt alerjimiz biraz azaldı sanki. Labne peyniri, peynirli böreği, yoğurtlu çorbayı yediriyorum ve hiçbirşey olmuyor.
En sevdiği yemekler: Kereviz çorbası, tarhana çorbası, yoğurtlu çorba, makarna, erişte, kabak dolması, hertürlü börek, portakallı kek, ıhlamur, yumurtanın beyazı (buna yeni yeni başladık ve çok sevdi.) Herşeyi elleriyle yemeyi çok seviyor bizde sonsuz izin veriyoruz bu şekilde yemek yemesine. Bence yemek yemeyi sevmesinin başlıca nedeni kendisinin birşeyleri başarıyor olması.
Uyku düzenimiz idare eder. Hala öyle geceleri deliksiz uyumuyoruz. Ama bunada çok şükür. En azından gece gündüz uykusunu biliyor oğlum.
Bu aralar biraz sinirli bizim paşa. İstediği şeyler olmadığında numaradan ağlama olayına giriyor ama biz anne ve baba olarak bunu yememeye çalışıyoruz. Bu dönem için sinirlilik gayet normalmiş. Tek yapmamız gereken onu anladığımızı ona hissettirmek ama sınırlarını koymaktanda vazgeçmemeliyiz.
2 aydır en sevdiği oyuncaklar mutfak eşyaları. Artık ellerini çok güzel kullanıyor. Kapakları kapatıp açıyor. Kutulara birşeyler koyup çıkarabiliyor. Neyi nereye koyduğunu çok güzel hatırlıyor. Bizi felaket taklit ediyor. Hiç aklımıza gelmeyecek şeyleri bizim gibi yapmaya çabalıyor. Mesela son numarası işaret parmağıyla birşeyleri göstermeye başladı babası gibi.
Bu arada kendi oyuncaklarında küpler halkalar artık onun için kolay oyuncaklar oldu. Hepsini çok güzel bozup yapabiliyor. Bizde hayran hayran seyrediyoruz Nevzat'la.
En sevdiği oyunlar beraber oynadıklarımız. Şarkılar söylemek, el çırpmak, kovalamaca, saklanma, gıdıklama ve annesiyle babasının şaklabanlıklarını seyretmek.
Giyinmeyi hiç sevmiyor Doruk. Elimde bir kıyafetini gördüğünde nereye kaçacağını şaşırıyor. Bıraksak çıplak oturacak bücür.
Daha çok konuşuyor. Nerdeyse hiç susmuyor. Hep birşeyler anlatıyor. Herşeye sesli tepki veriyor. Her istediğini de anlatıyor hiç zorlanmadan.
Boy: 78
kilo: 10
baş: 45
9 adet diş
24 Aralık 2010 Cuma
Küçük Prens 11 aylık
Boy: 77 cm.
Kilo: 10 kg.
Yemek yeme olayımızda çok az bir gelişme var. Farkettimki bir cimdik tuz kattığımda yemekleri çok daha fazla ve severek yiyiyor. E zaten 11 ay olmuş bir bebeğede bir cimdik tuz atılsa bişeycik olmaz yahu (olmaz dimi? olmaz olmaz) En çok kerevizi seviyor. Bulgur pilavını yeni keşfetti ve bayıldı. E ikiside faydalı çok şükür. Meyva konusunda pek tercihi yok. Vermesek aramıyor. Verincede zar zor yiyiyor.
Aksamları bizim yemek vakitlerimiz onun serbest zamanları. (e yemekten sonra doğru banyoya gidiliyor nede olsa) Yemeklerini, meyvasını önüne koyuyorum. Ellerini kullanmayı öğrensin, yemek yemekten zevk alsın diye. Koyduğum hiçbirşey tam olarak midesine gitmiyor. belki yarısı bile gitmiyor hatta. Ama o çok büyük zevk alıyor. Mutlu oluyor. Ağzına ne koyarsada kar diyoruz. Ama o mandalina ve muzları mıncıklaması varya beni bitiriyor. Üzerinde bu lekelerin olmadığı kıyafet bulmakta zorlanıyorum artık. Bebeklik kıyafetlerini bizden küçük bebeklere verebiliyorduk eskiden ama artık kıyafetlerin 2. bir bebek için kullanımları mümkün değil malesef.
Uyku olayımız gayet güzel (bence) devam ediyor. Geceleri süt emmek için 2-3 saatte bir kalkıp 10 dk. emme seanslarımız bu ayda devam ediyordu son bir haftaya kadar! Son 1 haftadır gece sadece birkez kalkıyoruz ve bütün gece kendi yatağında deliksiz uyuyoruz. Uykusu gelince de bücür oğlum kendiliğinden yanımıza geliyor. ben varsam hemen emmek istiyor. Babası varsa başını omzuna dayayıp direk uyuyor. Ve bende bu görüntünün sallanarak uyuyan bir bebek uyumayı ögrenemez diyenlere güzel bir örnek olduğunu düşünüyorum. Çünkü Doruk ayakta sallanmayı resmen kendi bıraktı. Biz sallamak istedik o sallanmak istemedi. Kendi verdi kararını.
Zaten ben Doruk doğduğu günden beri onu hiçbir şeyde zorlamadım. Zorlamakta istemiyorum. Bana ne sunarsa başım üstüne dedim kabul ettim. Ama o hep doğrusunu kendi buldu sanırım. Hem kendini hem beni mutlu etti. Zor zamanlarımız oldu. Olmazmı. Empati yoluyla bunlarıda aştım. Yorgunluklarımız uykusuzluklarımız hiç şikayet etmedim. Doruk böyleyse kabulüm. Vardır bir nedeni dedim. Sanırım doğru yoldayım. :)
Bir oyun grubumuz var. Şu anda 9 bebek. Hepsi birbirinden şeker. Toplandığımızda Doruk'un ne kadar sosyal, kendine güvenli bir bebek olduğunu böyle kalabalıklarda çok güzel farkediyorum. Kimseye kötü davranmadan, ağlamadan, sızlanmadan oyununu oynuyor. Henüz paylaşmayı yada bencilliği bilmiyor ama etrafında kendisi gibi bebekleri görmekten büyük keyif alıyor. Son buluşmamızın resimleri burada http://picasaweb.google.com/115402339516568328947/IstanbulBulusmas?locked=true#
Yürüme olayımız başlamadı. Ama son bir haftadır tutunduğu yerde zaman zaman elini bırakarak ayakta duruyor bence farkında olmadan. Yürüteçle çok güzel basarak yürüyor. İlk başlarda ki parmak uçlarına basma olayı bitti. Nevzat yaşına kadar yürütmek istiyor ama ben 14. ayında yürüyeceğini düşünüyorum. Bakalım heyecanla bekliyoruz.
Bu ay artık yaramazlıkları arttı. Herşeyi merak ediyor. Karıştırmak istiyor hala. Annesi ve babası evdeyse ikisinide devamlı kontrol ediyor. Bir mutfağa geliyor anneyi yokluyor. Bir banyoya gidiyor babayı yokluyor. Bir dakika yerinde durmuyor. "hayır" lafını sevmiyor ama çok iyi anlıyor. Şansını zorlasada bir süre sonra hayır olan şeye bulaşmamaya başlıyor.
Üst giydirmek, altını değiştirmek şu anda evde hem babası hem benim için bir kabus. Malesef rüşvet vermeden bunları yapamıyoruz. Bir üst giydirme operasyonu sonunda 1 km. yol koşmuş kadar yoruluyorum. Siz düşünün yani...
Banyo yine en sevdiğimiz aktivitemiz. Suyun sesini duyması yetiyor. Tam bir su kuşu bizim oğlan. Sanırım bıraksam saatlerce suyun içinde durabilir. Hatta bazen ellerini ve ördeğini suyun altına getirip dakikalarca elini seyrediyor. Yazın deniz kenarında buruş buruş olana kadar nasıl oyunlar oynayacağız hayal ediyoruz bizde babasıyla. Eğlenceli olacak. :)
Bu ay bir ilkimizde diş fırçamız. Dişçimiz bebekler için işlem yapılmasada dişçiye gelip gitmeye 2 yaşında başlamaları taraftarı. Alıştırma ve sevmeye başlamaları içinmiş. Dişçimiz onun için bir bebek diş fırçası verdi ve her aksam yatmadan önce banyoda hep birlikte diş fırçalama seansı yapmamızı istedi. Onun şimdilik macunu yok. ama fırça kısmını dişlerine sürtmeyi çok seviyor. AAA bide bu ay artık ellerimizi banyoda yıkıyoruz. Çamaşır sepetimize basarak lavaboda ellerini yıkamayı öğrettik kendisine.
Nazar değmesin hala Doruk ciddi bir sağlık problemi yaşamadı. Yanlız bu ay bir ishalimiz oldu. Nedenini bilmiyordum ama ilaç kullanmak istemediğim için biraz inat ettim doktora gitmeme konusunda. Bol haşlanmış patates ve ıhlamur içirerek geçirdiğimizi düşünüyorum. Bir virüs dolaşıyormuş etrafta bütün çocuklar hasta. Doruk'un çok olmasada zaman zaman ateşi yükseldi onuda klasik yöntemlerle indirerek şu anda olayı bertaraf ettik sanırım. 8. dişimiz geldi bu arada tam bugün. belkide ishalinin sebebi buydu. ama antibiyotik kullanmadan bu ayıda gecirdiğimiz için çok mutluyum ben.
En soğuk günlerde bile sıkıca üstünü giydirip mutlaka sokağa çıkmaya çalışıyoruz. Ben bebeklerin evde sarıp sarmanalarak yada evde kapalı ortamlarda kalarak daha çok hasta olmaya açık olduklarını düşünüyorum. Harvey Karp da "mahallenin en mutlu yumurcağı"nda yazdığı yazıda bu düşüncemi doğruluyor. E artık kim tutar bizi.
Alıntı: "Tüm günü dört duvar arasında geçirmek insanoğlu için çok yeni bir deneyim. İnsanlar on bin yıl önce dört düz duvardan oluşan binalarda yaşamıyordu. Zaten rüzgar geçirmeyen, düzgün kapı ve pencereleri olan evlerde de ancak birkaç yüz yıl önce yaşamaya başladık. Yani insanlık tarihinin yüzde 99,9luk bölümünde çocuklar hep dışarıda yaşadı. Dolayısıyla uzun saatler evde kaldıklarında oradan oraya koşturmaları ve yaramazlık yapmaları çok da şaşırtıcı olmamalı." Harvey Karp syf.75
29 Kasım 2010 Pazartesi
Küçük Prens 10 aylık
Doruk artık 10 aylık. Hem koskoca up uzun bir 10 ay hemde nasıl geçtiğini anlamadığımz bir 10 ay geride kaldı.
Boy: 76
Kilo: 9.750 kg .
Ek gıdalarla aramız hala iyi değil. Zaten alerjimiz devam ettiği için kahvaltıyı bilmiyor. Sebze çorbaları sevmiyor. Meyva pürelerini sevmiyor. En sevdiği şey (bu beklide harika bir şey çünkü çocuklar pek sevmez) kereviz. Bize yaptığım kerevizi bir yiyişi var şaşarsınız. Bu arada, 7 tane dişimiz var. Ama diş sıkıntımız baya baya başladı. Ağzı bir şelale gibi akıyor ve dişleri kaşıyor deli gibi. Saçını ve kulağını çekmeside var tabi. İlk dişlerde bunları yaşamadık ama bu arkalar bizi biraz süründürecek sanırım.
Bu ay artık bir oyun grubu kurduk. 15 günde bir buluşup bu bücürleri sosyalleştireceğiz. Arkadaşlığı, paylaşmayı, oyun oynamayı öğreteceğiz. Şimdilik kulağa hoş geliyor. Bakalım neler yaşıyacağız meraktayım ben….
| Oyun günümüzden. Revna ve İpekle birlikte..... |
Bu ay artık konuşmalarda başladı. Birçok anlamadığımız şeyler söylüyor. Ama anladıklarımız; gel – ver – hadi – anne - baba – dede – meme…. Bide biz şarkı söylerken oda söylemeye başlıyor işte bu harika bisey. Resmen çekirdek aile olarak koltuğa oturup şarkılar söylüyoruz. Doruk biraz detone yapıyor parçaları ama idare ediyoruz şimdilik annesi ve babası olarak… harika bir koromuz var…..
Uyuma düzenimiz genelde iyi olsada, dişten dolayı arada gece kalkışları sıklaşıyor. Meme emmeye son sürat devam ediyor. Bu arada son 1 aydır bizim yatış saatimizde uyanıyor ve bizimle birlikte yatıyor. Ben BAYILIYORUM oğlumla uyumaya. Nevzat bu konuda şikayetci ama bir süre daha 3 kişi yatakta olacağız. O kadar güzel görüntüler oluşuyorki keşke o anları birisi fotograflayabilse…
Bizimle oyun oynamayı çok seviyor. Babası ve ben hep birlikte oyun oynarken enerjisinin son seviyesine geliyor sanırım. En sevdiğimiz oyun kovalamaca.... benim yada Nevzatın kucağındayken kaçıyor ve arkada birisi onu yakalamaya çalışıyor... yorucu ama oynarken evin içi kahkalarla doluyor. Ve her aksam ben eve gelince bu oyunu oynamak icin hemen birimizin kucağına cıkıp başlıyor tepinmeye :)
İşte 10. ayımızda böyle bitti ve biz bu ay artık doğumgünü için bir şeyler planlamaya başladık… buda benim zevkim. Onun için bir şeyler yapmak çok hoşuma gidiyor. Bakalım önümde 2 ay var güzel bir 1 yaş kutlaması organize etmek için…..
27 Ekim 2010 Çarşamba
Küçük Prens 9 aylık
Ailemizin küçük prensi Doruk'umuz artık 9 aylık. Babası ve benim için sanki bebeklikten çıktı ve çocuk oldu. Ama tabi hala onu "bebeğim" diye seviyoruz o ayrı. Sanırım koca adam da olsa o bizim için bebek olarak kalacak.
Artık evde varlığı tamamen hissediliyor. Çünkü artık etrafta onunda çok önemli eşyaları (oyuncakları hep yerlerde), köşeleri, tv seyretmek için saati, bizim bornozlarımızın yanında asılı kısa boylu mavi bir bornozu, buzdolabında yemekleri, alışverişlerde özel listesi var..... artık bir birey benim küçük prensim.
Artık arkadaşları olmasını istiyor ve o arkadaşlarıyla zaman geçirmek istiyor. Evde fazla kaldığında sıkılıyor, dışarıda insanlarla sosyalleşmek istiyor. Bir cafeye gidip oturmak ve etraftaki insanları, garsonları tavandaki lambaları seyretmek en büyük zevki.
Doruk'la ilk kez bu ay içinde uykusuz uzun bir gece geçirdik. Şimdiye kadar rutin emme seansları dışında kalkmayan oğlum bir gecemizi ağlama krizi ve uyumayarak ateşler içinde geçirdi. Babasıda bende daha önce böyle birşeyle karşılaşmadığımız için panik olduk. (bebekleri her gece böyle olan anne babalara sabır ve güç diliyorum cidden çok zormuş.)
Neyse 9. ay kontrolümüzü bu gecenin ertesi hemen gerçekleştirdik. Doktorumuz 3 olasılık üzerinde durdu. 1. arka dişler geliyor. 2. idrar yollarında olası bir iltihap, 3 yediğim birşeyin ona dokunmuş olacağı ki, değişik olarak yediğim şey turptur. Doktora gittigimiz günün akşamı hiçbir ilaç kullanmadan oğlum eski haline döndü. İdrar kültürümüz temiz çıktı. O geceyide böyle atlatmış olduk.
Bu arada;
Boy; 74
Kilo: 9,250 gr. ve herşeyiyle normal biraz uzun, çok uslu bir bebek oğlum.
Bu ay artık istediği heryere yuvarlanarak gidiyor. Daha geçen ay koyduğumuz yerde oyuncaklarıyla oynayan Doruk'tan eser yok. Tutabilene aşk olsun. Yerde yuvarlanan bir top sanki istediği her yere ulaşıyor durumundayız. İlkkez bu ay "baybay" yaptı babasına. Peluş oyuncakları seviyor ve onlarla sohbet ediyor, birşeyler anlatıyor, sarılıyor öpüyor onları. Akşamları Yumurcak TV deki balonlu programı seviyor. Müziğine bayılıyor. "Tutup balonumun ipindeeeen onunla gezerim ben" :)
İlk hastalığımızı geçirdik.Nezle olduk. Oğluma gereksiz bulup almamak için direndiğim buhar makinasını aldık. Faydasınıda gördük. Mutlaka tavsiye ediyorum artık çocuklu ailelere. Kışın odasında bunu kullanmak rahatlatıyor çocukları. Ayrıca Doruk artık müzik dinlemeyi çok seviyor. Sevdiği müzikleri nerde olursa olsun hemen algılıyor. Daha önceleri bizimle birlikte müzik dinliyorken artık odasında bir müzik sistemi var. Burçin Büke'nin klasik müzik cdleri bebekler için mükemmel. Tavsiye ediyorum. Doruk paşanın artık birde cd arşivi olacak......
Paşa oğlum benim. Evimizin neşesi, gülen yüzü. Canım oğlum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





